Kelime Kökeni: Arapça-cevelân+Farsça-ger
– Gezip tozan kimse
– Dolaşan kimse
– Gezen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Cevelân-ger birinden zarar gelmez bence yürüyüşe çıkabilirsiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevelân+Farsça-ger
– Gezip tozan kimse
– Dolaşan kimse
– Gezen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Cevelân-ger birinden zarar gelmez bence yürüyüşe çıkabilirsiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevelân+Farsça-gâh
– Gezip tozulan yer
– Dolaşılan yer
– Gezintiye çıkılan yer
– Seyran edilen yer
Cümle içinde kullanımı: “Cevelân-gâh için seçtiği yer o denli berbattı ki yürümek imkansızdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gezip tozma
– Dolaşma
– Gezinme
– Gezinti
– Seyran
Cümle içinde kullanımı: “Dağda cevelân eden yavru bir ceylan gibiydi yürüyüşü.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Olgunluk
– Erdem
– İyilik
– Güzellik
– Zarafet
– Mükemmel
– Kusuru olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Kendini cevdet sahibi yükseklerde gören biri olmasaydı belki daha iyi geçinirdik.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Karar verenler
– Kesin hükme varanlar
Cümle içinde kullanımı: “Yaşanılan olay sonrası mahkeme cevâzimi verdi her şey çözüldü.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İzin
– Müsaade
– Uygunluk
– Onay verme
– İcazet
– Ruhsat
Cümle içinde kullanımı: “Atamızdan cevâz almadan böylesi büyük işlere kalkışmayız.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevşen çoğul biçimi
– Zırhlar
– Cevşenler
– Cebeler
– Pusatlar
Cümle içinde kullanımı: “Bağrına bastığı cevâşin onu kurşundan korumaz ama kötü gözden korur.”
Kelime Kökeni: Arapça-câsûs çoğul biçimi
– Casuslar
– Gizli şeylerin peşinde olan kimseler
– Ajanlar
– Hafiyeler
Cümle içinde kullanımı: “Her ülkede mutlaka kirli işlerin peşinde koşturan cevâsîs olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Macun biçiminde hazırlanmış ilaçlar
Cümle içinde kullanımı: “Hekimin hazırladığı cevârişi yiyince biraz daha toparladı gibi oldu.”
Kelime Kökeni: Arapça-câriha çoğul biçimi
– Yırtıcı kuşlar
– Vahşi kuşlar
– İnsan el ve ayakları
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzünde salınan cevârih ne masumdur ne de günahkar.”