Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Küçük Hindistan cevizi
– Narcıl
Cümle içinde kullanımı: “Büyük heybesinden çıkan cevz-i bevvâyı çocuklara birer birer dağıttı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Küçük Hindistan cevizi
– Narcıl
Cümle içinde kullanımı: “Büyük heybesinden çıkan cevz-i bevvâyı çocuklara birer birer dağıttı.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevr
– Nefsi terbiye
– Cefâ
– Eza
– Zulüm
– Çile
– Eziyet
– Üzgü
– Cevri
– Üzüntü
Cümle içinde kullanımı: “Bunca çekilen kahır bunca cevir boşa mı gitti şimdi?”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Cevherle alakalı
– Cevherle ilgili
– Cevherle süslenmiş
Cümle içinde kullanımı: “Hazel rengi gözleri sanırsın bir çift cevherî öylesine parlak öylesine göz alan!”
Kelime Kökeni: Arapça-cevher+Farsça-dâr
– Mücevherli
– Elmas işlemeli
– Noktalı harf
– Elmaslı
Cümle içinde kullanımı: “Sanırsın çantasının içindeki cevher-dâr kaplı da ondan sakınıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Felekler
– Öz
– Ruh
– Ateş
– Nefis
– Derun
Cümle içinde kullanımı: “Cevher-i ulvî elmas olsa ne yarar masumun gözyaşından geçindikten sonra!”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sevgilinin dudağı
– Zerre
– Küçük parça
Cümle içinde kullanımı: “O yakut cevher-i ferd beni del eyledi, bundandır meczupluğum. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ak cevher
– Beyaz elmas
Cümle içinde kullanımı: “Cevher-i ebyazdan yapılan gerdanlığını boynuna takmış bir kuğu gibi arzı endam ediyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Mide boşluğu
– Karın boşluğu
– Vücut boşluğu
Cümle içinde kullanımı: “Cevg-i mi’de vurulan darbeyle adamı derdest edip götürdüklerini gördük.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ruh
– Kalb
– Boşluk
– Delik
– Küçük çukur
– Açıklık
Cümle içinde kullanımı: “Gelecek günlerdeki cevg ruhumuza sinmiş bir gölge misali bizi takip ediyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevâf
– Kalp
– İç
– Boşluk
– Oyuk
– Orta
– Vücut boşluğu
– İçi boş
Cümle içinde kullanımı: “Senin aşk dediğin kuruyup kalmış cevf gibiydi her ikimize de bir hayrı dokunmadı.”