Kelime Kökeni Arapça-sıfat
– Dümdüz
– Pürüzsüz
– Düz
– Yumuşak olan
– Avuç içi düz
– Düzgün
Cümle içinde kullanımı: “Zeminin emles olanı ve sert olanı makbuldür.”
Kelime Kökeni Arapça-sıfat
– Dümdüz
– Pürüzsüz
– Düz
– Yumuşak olan
– Avuç içi düz
– Düzgün
Cümle içinde kullanımı: “Zeminin emles olanı ve sert olanı makbuldür.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Körpe
– En genç
– En körpe
– Kart karşıtı
– En taze
Cümle içinde kullanımı: “Çiçekler içerisinden emled olanlarını toplayıp güzel bir buket yapalım.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Mülkler
– Gayrimenkul
– Taşınmazlar
– Taşınmaz
Cümle içinde kullanımı: “Tüm servetini emlâktan kazanmış bir sürü evi tarlası var diyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Tuzlar
– En melahatli
– Melih
– Çok güzel
– Pek sevimli
– Billursu maddeler
Cümle içinde kullanımı: “Keçilere yedirilen emlâh insanlarınkinden farklı olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Cemaatler
– Topluluklar
– Bölükler
– Kalabalıklar
– Cemiyetler
– Ortaklaşalıklar
Cümle içinde kullanımı: “İnsan iyiliği için bir araya gelen emlâ ancak doğru yolu bulursa ilerleyebilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Yerler
– Mekanlar
– Haneler
– Evler
– Mevkiler
– Yurtlar
– Mahaller
Cümle içinde kullanımı: “Eserde adı geçen emkine masmavi denizi ve yeşil tarlalarıyla cennetten bir köşeyi resmediyordu.”
– Kuzu anneden süt emmek
– Karşılık emmek
– Koyunların kuzular tarafından emilmesi
Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğmuş bebeğin önce emişmesi annesinin kokusunu alması lazım.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Emire özgü
– Komuta özgü
– Buyruğa özgü
Cümle içinde kullanımı: “Kızacak yada gönül koyacak bir durum söz konusu değil emîrî neyse yapılan o.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Emir hanımı
– Hükümdar eşi
– Otorite sembolü
– Emîr sözünün dişil biçimi
Cümle içinde kullanımı: “Emîre ne buyur ederse karşı çıkmadan hemen yerine getireceksiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Emir eri
– Askerî posta
– Subayların emirlerinde bulunan erler
Cümle içinde kullanımı: “Komutanın altında yer alan emirber komutayı birebir yerine getirmek zorundadır.”