Kelime Kökeni: Arapça-dürer+Farsça-bâr
– İnci gibi değerli söz söyleyen
– İnciler yağdıran
– Güzel sözler söyleyen
– Kıymetli sözler söyleyen
Cümle içinde kullanımı: “İnsanın kalbini anca dürer-bâr biri fethedebilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-dürer+Farsça-bâr
– İnci gibi değerli söz söyleyen
– İnciler yağdıran
– Güzel sözler söyleyen
– Kıymetli sözler söyleyen
Cümle içinde kullanımı: “İnsanın kalbini anca dürer-bâr biri fethedebilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İri inci taneleri
– Büyük inci taneleri
Cümle içinde kullanımı: “Boyundaki dürer ve kulağındaki elmas taneleri bütün ilgiyi üzerine topluyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Şarap kalıntısı içen
– Şarap tortusu içen
Cümle içinde kullanımı: “Parası olmadığından dürd-keş içer kafasını bulurdu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tortu ile ilgili
– Kalıntı ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Dürdî ve pasolarla tüm bilgileri bana bırakırsınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kalender
– Şarap artığı içen
– Rint
Cümle içinde kullanımı:: “Dürd-âşâm biriyle ömrünü nasıl geçireceksin hiç düşündün mü?”
Kelime Kökeni: Arapça-dür+Farsça-dâne
– İnci tanesi
– Güzel kadın
– Kadın ismi
– Kıymetli
– Değerli
– İnci
Cümle içinde kullanımı: “Dürdâne hanım bugün bir güneş gibi parlıyorsunuz, bu mutluluğunuzu neye borçluyuz?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tortu
– Kalıntı
– Çöküntü
– Posa
– Çökelti
– Artıp kalan şey
Cümle içinde kullanımı: “Bulanık suyun dibinde kalan dürd öylesine siyah ve pis kokuyordu ki.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Mahfaza
– Kutu
– Mücevher kutusu
– Sandık
– Hokka
– Kutucuk
– Kapaklı kap
Cümle içinde kullanımı: “Dürc içinde saklanan gizli mektupların üzerindeki mühürler bile sağlam görünüyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Uzağı görebilen
– İlerisini seçebilen
– Bakaç
– Uzgözler
– Gözetleme deliği
– Vizör
Cümle içinde kullanımı: “Gizlice yayına aldığı dürbünle etrafı seyretmeye başladı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İnci
– İnci tanesi
– İncilerden oluşan takı
– Sedef renkli kıymetli süs tanesi
Cümle içinde kullanımı: “Boynundaki sıra sıra dizilmiş dürr ne kadar zengin olduğunu gösteriyor zaten.”