Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yalancı
– Yalan söylemeyi huy edinmiş kimse
– Riyakar
– Mürai
Cümle içinde kullanımı: “Beni böyle rezil eden dürûg-zen akrabalarımdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yalancı
– Yalan söylemeyi huy edinmiş kimse
– Riyakar
– Mürai
Cümle içinde kullanımı: “Beni böyle rezil eden dürûg-zen akrabalarımdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yalan
– Gerçek olmayan siz
– Uydurma
– Kıtır
– Riya
Cümle içinde kullanımı: “Gözlerime bakarak söylediğin bunca dürûga rağmen sevmiştim ben seni.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kereste
– Ekin biçme
– Kesilmiş ağaç
– Dua
– Övgü
– Tahiyye
– Medih
– Övme
Cümle içinde kullanımı: “Sağımdaki solumdaki düşmanlarımdan, kalbimdeki dostlarımdan dürûd görmeye alışık değilim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– iki yüzlü
– İki tarafı olan
– Sahtekar
Cümle içinde kullanımı: “Yüzünden meymenet okunmayan dürû insanlardan korkarım ben.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– İnciye özgü
– İnciye mahsus
– Parlak
– Işıldayan
– İnci gibi parlayan
– Işıklı
Cümle içinde kullanımı: “Sedef kakmalı sandıktan çıkan dürri aynanın güzelliği gözlerimi kamaştırdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İri inci tanesi
– Darı
– Mısır tanesi
– İnci
Cümle içinde kullanımı: “Tavukların yiyeceği dürreyi getir de kümese dökelim.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İri inci taneleri
– Büyük inciler
Cümle içinde kullanımı: “Büyükannemden kalan dürrât kolyeyi kimsesiz çocuklar için bağışlayacağım.”
– Katlamak
– Kıvırıp silindir haline getirerek kıvırmak
– Bükmek
Cümle içinde kullanımı: “Sen böyle bağırıp çağırdığında dilini kıvırıp dürmek istiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Marangozluk
– Marangoz sanatı
– Marangoz işini yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dürgerî olan bir oduncunun işe alınması gerekiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dülger
– Marangoz
– Tahta işlerini yapan kimse
– Doğramacı
Cümle içinde kullanımı: “Köşkün pencerelerini yenileyecek olan dürger bu gün gelecekti.”