– Enemek
– İğdiş yapmak
– Hadım etmek
– Erkekliği alınan kişi
Cümle içinde kullanımı: “Bir canlıyı eneklemek üreme kabiliyetini elinden almak adaletten yoksundur.”
– Enemek
– İğdiş yapmak
– Hadım etmek
– Erkekliği alınan kişi
Cümle içinde kullanımı: “Bir canlıyı eneklemek üreme kabiliyetini elinden almak adaletten yoksundur.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Enenmiş
– Burulmuş
– İğdiş edilmiş
– Yanağın alt kısmı
– Çene
– Erkekliği giderilmiş kimse
Cümle içinde kullanımı: “Köpeklerin daha fazla çiftleşip çoğalmaya devam etmemesi için enek edilmesi iyi oldu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Hüzünlü
– Sıkıntı
– Gamlı
– Üzüntülü
– Kederli
– Gönle üzüntülü veren
– Mükedder
Cümle içinde kullanımı: “Görüp görebileceğin endûhnâk günlerin hepsini yaşadık ve bitti.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Tasalı
– Kaygılı
– Şüpheci
– Kederli
– Düşünen
– Vesveseli
– Düşüncesi olan
– Meyus
– Endişeli
Cümle içinde kullanımı: “Aranızdaki birinin edîşnâkı mevcutsa önce onu dinleyelim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Başı küçük
– Az
– Kalil
– Küçük miktar
– Eksiklik
Cümle içinde kullanımı: “Görmediğiniz bir o kadar daha endek miktar saklamışlar.”
– Ölçmek
– Endaze ile ölçmek
– Kontrol etmek
– Kaç birim geldiklerini belirtmek
Cümle içinde kullanımı: “Şimdi ayağa kalkıp şöyle bir endâzelerim ki aklın hayalin şaşar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi
– İnbikler
– Süzme aletleri
– Süzmeye yarayan aletler
Cümle içinde kullanımı: “Salça yaparken kullanılan enâbîki bulamıyorum komşu ödünç almış olmasın?”
– Buyurmak
– Emir vermek
– Hükmetmek
– Buyruk vermek
Cümle içinde kullanımı: “Bizim gibiler aşkı emrederek yaşamaz, uğruna ölürcesine yaşar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Mülkler
– Gayrimenkul
– Taşınmazlar
– Taşınmaz
Cümle içinde kullanımı: “Tüm servetini emlâktan kazanmış bir sürü evi tarlası var diyorlar.”
– Kuzu anneden süt emmek
– Karşılık emmek
– Koyunların kuzular tarafından emilmesi
Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğmuş bebeğin önce emişmesi annesinin kokusunu alması lazım.”