Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bilezik
– Kadınların kollarına taktığı süs eşyası
– Halka
Cümle içinde kullanımı: “Yeni gelinin kolları direkselerine kadar ebrencenle doluydu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bilezik
– Kadınların kollarına taktığı süs eşyası
– Halka
Cümle içinde kullanımı: “Yeni gelinin kolları direkselerine kadar ebrencenle doluydu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kırlangıç
– Dağ kuşu
– Ashâb-ı Fıl olayının öncüsü, lideri
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzünü dolduran ebreheyi görmüyor musun, yazın geldiğini müjdeliyor bize.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Soğuk
– Soğuk olan
– Donuk
– Çok soğuk
Cümle içinde kullanımı: “Kış ayının ebred günlerinde yağan kar hepimizi eve hapsedip dışarıya çıkartmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Güzel gözlü kimse
– Gözünde ak olan
– Gözleri güzel olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ebrec gözlerine bakınca anlıyorum ne kadar hüzünlü ve üzüntülü olduklarını.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Elbisenin ön yüzü
– Toy denilen kuş
– Kardeş
– Arkadaş
– Harelenmiş kumaş türü
Cümle içinde kullanımı: “Üzerindeki ebre elbiseden uzun saçlarını örgü yapmasından başka bir şeyi hatırlamıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Miskin hastalığına yakalanmış olan
– Vücudunda yer yer beyaz leke bulunan
– İnsan derisinin rengini değiştiren hastalık ismi
– Cüzzam
Cümle içinde kullanımı: “Melun hastalıklardan birisi olan ebrasa yakalanmış diyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dindarlar
– Salih kimseler
– Hayır ve hasenat sahibi kimseler
– Özü sözü doğru olan kişiler
– İyi kimseler
– Hayır sahipleri
– Sadık kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Cennetin peşinde olan ebrâr, kendisini doğruluktan ayırmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Kaleler
– Burçlar
– Kale burçları
– Kermenler
Cümle içinde kullanımı: “Küçücük dünyası ebrâcla doludur kimseyi yaklaştırmaz yanına.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Bulut
– Sehap
– Ürkmek
– Kaçmak
– Endişe
Cümle içinde kullanımı: “Tepemizde dolaşan bu uğursuz ebr başımıza gelecek lanetlerin habercisi gibiydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Binalar
– Yapılar
– Evler
– Konutlar
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden kalma ebniye öncelikle restore edilmeli sonrasında kamuya açılmalıdır.”