Kelime Kökeni: Arapça
– Sürekli, daimi, ötümlü, devamlı, uzun süreli olarak
Cümle içinde kullanımı: “Lahhâs niyetle yapılan işlerde eski tazelik, vahamet kalmaz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürekli, daimi, ötümlü, devamlı, uzun süreli olarak
Cümle içinde kullanımı: “Lahhâs niyetle yapılan işlerde eski tazelik, vahamet kalmaz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yanlış konuşmak veya okumak
Cümle içinde kullanımı:” Lahhânet eden talebelere karşı sonsuz bir sabırla yaklaşmaya çalışıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bu işte hayır yok, bu işten hayır gelmez
Cümle içinde kullanımı: “Allah biliyor ya sonunda lâ-hayre fîh görünmüyor!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçme biçimi, sürçme, kayma
Cümle içinde kullanımı: “Lağzîş yürüyüşünden belli daha önce ayağını sakatladığı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Tökezleyen, sürçmüş, kaymış
Cümle içinde kullanımı: “Gece gökyüzünü dolduran yıldızların tek tek lağzîde resmini izleyerek mest oldum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçen, kayan, tökezleyen, ayağı takılan, sendeleyen
Cümle içinde kullanımı: “İsmail küfe kadar sarhoş olduğunda doğru yolda yürüyemez lağzan bir kuş gibi seker. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürçme, ayak kayması
– Atlarda görülen bir yürüyüş kusuru
Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğan tayın lağz yürüyüşü ileride koşu yarışlarına katılamayacağını gösteriyor. “
Kelime Köken: Arapça
– Lağva mensup, lağv ile alakalı, lağv ile bağlantılı
Cümle içinde kullanımı: “Lağvî verilmiş kararları çiğneyecek güçte değilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Mırıldanma, ses çıkarma, alçak sesle kendi kendi bir şeyler söylemek
Cümle içinde kullanımı: “Yüzüme konuşmak yerine ağzının içinde lağıt ediyor asabımı tepeme çıkarıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürekli suç ve bahane arayan, üreten kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ağzımla kuş tutsam Ragıp beye yaranamam, laggâz karakteri yüzünden kimseden memnun kalmaz. “