Kelime Kökeni: Farsça
– Aldatıcı, yaltaklanan, şaka yapmayı seven, dolandırıcı
Cümle içinde kullanımı: “Senin ahbap böyle lîve bir adam olduktan sonra asla aç kalmaz. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Aldatıcı, yaltaklanan, şaka yapmayı seven, dolandırıcı
Cümle içinde kullanımı: “Senin ahbap böyle lîve bir adam olduktan sonra asla aç kalmaz. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Isı ve ışık yayan büyük gök cismi, güneş, şems
Cümle içindeki kullanımı: “Lîv tüm gezegenlerin çevresinde döndüğü büyük bir merkezdir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Uzun parça
– Misket limonu
– Kireç, sönmemiş kireç, kireçlemek
– Ihlamur ağacı
– Kalsiyum oksit
– Ökse, ökse sürmek
Cümle içinde kullanımı: “Lime lime olmuş kıyafetim, örselenmiş gururumla efkarımı da alıp kaybolacağım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lakin, ancak, fakat, amma, eğer, yalnız, şayet
Cümle içinde kullanımı: “Lîkin ne etmek lazım gelir bir türlü karar veremem, müteessirim. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yük taşıyan hayvanlara özgü gem, dizgin
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Farsça
– Libas, elbise, giysi
Cümle içinde kullanımı: “Eskimiş libâçeleri kucağına toplayıp kaynayan kazanın içine boca etti.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Akıllı, bilgili, zeki, akil
Cümle içinde kullanımı: ” Osman beyin lezîr planları doğrultusunda bu işi kotarabiliriz. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ancak, fakat, ne var ki, amma
Cümle içinde kullanımı: ” Biliyorum leyk şansımı denemekte inatçıydım, sonuçlarına katlanmaya da razı olmalıyım. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Mahfaza, kab, zarf, kılıf, küçük kutu
– Çamur, balçık
– Ham yağların sabunlaştırılmasıyla oluşan tuz
– Rumen para birimi
Cümle içinde kullanımı: ” Ziynet eşyalarımı genellikle gül ağacından yapılma avuç içi büyüklüğündeki ley de saklarım. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Venediklilerin bahriyede kullandıkları hafif asker, Arnavut askeri
– Osmanlı donanmasında yer alan denizci asker
– Ayyaş içkici, hafif meşrep tavır ve hareketli, zampara
– İffetsiz kadın, orospu
– İbne, eş cinsel erkek
– Hizmetçi, ayak işleri yapan kimse
– Hırsız, yaramaz
– Günümüzde yakışıklı, boylu poslu kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Gözü pek, yaman mı yaman levend bir adamdı ağabeyim, insafsız bir kurşuna gitti. “