Kelime Kökeni: Farça
– Ölü yıkandıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu bez
Cümle içinde kullanımı: “Meftaya abdest aldıran hoca âb-çîn ile işini bitirince son yolculuklar için hazırlanmış oldu.”
Kelime Kökeni: Farça
– Ölü yıkandıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu bez
Cümle içinde kullanımı: “Meftaya abdest aldıran hoca âb-çîn ile işini bitirince son yolculuklar için hazırlanmış oldu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüzme sporu yapan kimse
– Yüzücü, yüzgeç
– Su cambazı
Cümle içinde kullanımı: ” Suyun içinde adeta bir balık âb-bâz bir yeteneğe sahiptir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebetler, sonu olmayan gelecekler, ebediyet, sonsuzluk
Kelime Kökeni: Farsça
– Bakımlı, şen
– Ovalık yer, imar edilmiş mamur
– Harab karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Âbâd olarak hazineye geçen yerler devlet kontrolünde ekilip biçilecek.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ateş suyu, ateşin suyu
– Kırmızı şarap
– Ruby
Cümle içinde kullanımı: “Kimse bilmez niye berduşum , niye âb-ı nâr’a tutkunum.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Meryem’in namusu
– Dindar kadın
– Temizlik, dürüstlük, doğruluk
– Şarap, mey
Cümle içinde kullanımı: ” Namus ve fazilette âb-ı Meryem gibi ol güzel kızım, dürüstlüğün yolundan vazgeçme.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Dudak, ağız
– Ağız içi, ağız boşluğu
– Çolak, eli çarpık, eli kolu sakat kimse
Cümle içinde kullanımı: “Lünc içinde biten menfur yaralar beni mahvediyor dostum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çıplak, üryan, cıbıl, cıbıldak, nü
Cümle içinde kullanımı: “Baldırı açık lüç halde sokaklara çıkacak kadar kafayı tırlatmış diyorlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Miskinlik denilen hastalık
– Cüzzam, lepra, bulaşıcı bir deri hastalığı
Cümle içinde kullanımı: “Köydeki lurî hastalığı olan kişileri toplayarak daha uzak bir yerleşim yerin götürdüler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Lüle
– Çeşme, musluk gibi su akıtan şeylere takılan küçük boru
– Halka gibi dürülmüş şey, kıvrılmış, bükülmüş şey
– Kağıt külah
Cümle içinde kullanımı: “Oğlanın çarşıdan lûle getirmesini bekliyorum akan musluğun tamir etmek için.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kısa tüyleri olan yük devesi, lök
Cümle içinde kullanımı: ” Kervanın ardından gelen lûk ile eşeklere ilk evvela su vermeyi unutmayın.”