Kelime Kökeni: Arapça
– Büyük Melekler, Meleklerin en büyükleri
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ın yarattığı mucizelerden biri de görkemli kerrûbiyândır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Büyük Melekler, Meleklerin en büyükleri
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ın yarattığı mucizelerden biri de görkemli kerrûbiyândır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ehlileştirilmiş köpekler, ehli köpekler
– Ev ve sürüyü koruyan çoban köpekleri
– Av köpekleri
Cümle içinde kullanımı: “Kilâb-ı ehliye edilmiş iri cins köpekler evi ve sürülerimizi korumakla kalmaz bize de en iyi dost ve arkadaş olurlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yorgunluk, bıkkınlık, kırgınlık, bezginlik, melal
– Fizyolojik yorgunluk
– Uzak akraba, yakın olmayan akraba
Cümle içinde kullanımı: “Tüm gün ya inşaatta yada tarlada güneş altında çalışmaktan bitap düşüp kelâl hissetmeye başladı. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Çağdan çağa, asırdan asıra, yüzyıldan yüzyıla
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde kurulan vakıflar, vakıfnameler de yer alan karnen ba’de karnin şartlarıyla gelecek nesle koşullarını aktarırdı. “
Kelime Kökeni: Farsça-kalender çoğul biçimi
– Dünya işlerini bir yana bırakarak kendince başı boş dolanan (kimse), derviş, ehlidil, gönül eri
– Her şeyi boş gören kendi halince dolanan (kimse)
– Gösterişten uzakta sade bir hayat sürdüren alçakgönüllü kimse, rint
Cümle içinde kullanımı:” Eskinin gaddar bir o kadar cabbar ağası şimdilerde el boş gözü yaşlı dolanan kalenderâna döndü. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Birinin bıraktığı görevi devralarak devam eden kimse
– Yarbay
– Kaza kaymakamı, Kaymakam
– Osmanlı devletinde binbaşı ile miralay arasında yer alan rütbe
Cümle içinde kullanımı: “Diyarbekir’e yeni atanan kaim-makâm eskisini aratmayacak iyi ve nüfuslu biridir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Saman kapan, Kehribar, kılkoparan
Cümle içinde kullanımı: “Pinus succinifera ağacının fosilleşerek reçinesinden meydana gelen kahrübâ, zehirlenmelere karşı yararlıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Büyükten büyüğe (geçerek), mirasın büyük ölünce büyüğe geçmesi
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı imparatorluğunda taht kâbiren an kâbire geçerek, babadan en büyük oğula padişahlık hakkı verilmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sözleşmeye özgü, ittifakla alakalı
– Rastgele, tesadüfle, sıradan, gelişigüzel
Cümle içinde kullanımı: “Sanırım devlet dairesindeki terfiler ittifâkiyye şekilde gerçekleştirilmiyor, torpil yapıldığını düşünüyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Seçime ait, intihaba, intihapla alakalı, seçimle ilgili
– Seçmecilik, eklektizm
Cümle içinde kullanımı: “Farklı düşünceleri seçip alarak kendi bilgileriyle birleştirerek yeni bilgiler edinme yoluna intihâbiyye adı verilir.