Kelime Kökeni: Arapça
– Badem helvası, bademli helva
Cümle içinde kullanımı: “Yöremizin en meşhur tatlısı levzîne olup bademden yapılmaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Badem helvası, bademli helva
Cümle içinde kullanımı: “Yöremizin en meşhur tatlısı levzîne olup bademden yapılmaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Zarif, hoş, albenili, akıllı, ince kimse
Cümle içinde kullanımı: “Rahmetli anacığım levzâ’î, sağ duyusu yüksek bir kadındı, sevgisini saklamazdı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yerden yere vurulmasını, çekiştirilmesini, başa kakılmasını gerektiren iş
– Kınanmaya ve çekiştirilmeye neden olan şey
Cümle içinde kullanımı: ” Boşuna levme etmiyoruz ya sülalemizde bu kadın kadar edepsiz ve hayasız biri yok. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çerçevelenerek duvara asılan yazı, safiha
– Bir sayfanın üstündeki kalın yazı, başlık, serlevha
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden evimizin baş köşesinde duvarda asılı olan levhayı dedem hazırlamıştı, şimdi ben saklıyorum onu. “
Kelime Kökeni: ad
– Çizme ucunun şekli ve kalıbı
Cümle içinde kullanımı: “Ayakkabı tamircisine levger tarifini vererek sağlam bir çizme yapmasını rica ettim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Venediklilerin bahriyede kullandıkları hafif asker, Arnavut askeri
– Osmanlı donanmasında yer alan denizci asker
– Ayyaş içkici, hafif meşrep tavır ve hareketli, zampara
– İffetsiz kadın, orospu
– İbne, eş cinsel erkek
– Hizmetçi, ayak işleri yapan kimse
– Hırsız, yaramaz
– Günümüzde yakışıklı, boylu poslu kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Gözü pek, yaman mı yaman levend bir adamdı ağabeyim, insafsız bir kurşuna gitti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşk ateşiyle yananlar, kalpleri aşk ateşiyle tutuşmuş kimseler
Cümle içinde kullanımı: ” Levâ’ic olanlar aşkına deva bulamadığında halleri çöldeki Mecnundan beter olur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İlaveler, ekler, sonradan katılmış parçalar
Cümle içinde kullanımı: ” Ankara’da bulunan eserin nüshası levâhik sahifelerden oluşuyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– İyi savaşan
– Savaşta düşman askerini kırıp geçiren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Leşker-şiken savaşan askerin önüne hangi cellat geçebilir ki?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ordu yeri, ordugah
Cümle içinde kullanımı: “Leşker-gâh’a gitmek lazım gelir sonuçta askerin yeri orasıdır oyalanmayalım kardeş. “