LAYETEZELZEL NEDİR?

Layetezelzel nedir?

Kelime kökeni: Osmanlıca.

Sarsılmaz, yıkılmaz, tezelzül etmez.

Cümle içinde kullanımı:O ne olaylar yaşamış insan şirket küçük zarara uğradı diye layetezelzel olacak değil ya.’

MÜŞKÜLPESENT NEDİR?

Müşkülpesent nedir?

Kelime kökeni: Arapça birleşik sıfat ve isimdir.

Zor beğenir, kolay kolay iş beğenmeyen, iş yapmamak için bahaneler öne süren, titiz.

Cümle içinde kullanımı:’Hangi işe girse beğenmiyordu müşkülpesent tavırlar sergiliyordu’.

TUMTURAK NEDİR?

Tumturak nedir?

Kelime kökeni: Farsça isim ve eskimiştir.

Gösteriş, debdebe, ihtişam.

Lazım olmadığı halde kulağa güzel gelen, süslü kelimeler kullanma.

Cümle içinde kullanımı:’Kendini ön plana çıkarmak için her sözünü tumturak ve abartılı bir şekilde söylüyordu.’

TAHAYYÜL NEDİR?

Tahayyül nedir?

Kelime kökeni: Arapça isim ve eskimiştir.

Hayalde canlandırma, sembolleştirme, imgeleme, düşleme.

Cümle içinde kullanımı’Sürekli bu tahayyüllerin gerçekleşsin istiyorsan çok çalışıp dört elle derslerine çalışmalısın.’

HİSSİKABLELVUKU NEDİR?

Hissikablelvuku nedir?

Kelime kökeni: Arapça isimdir ve eskimiştir.

Önsezi, duygu, his.

Cümle içinde kullanımı:’Bu işi olasılıklara veya hissikablelvukulara bırakamayız arkamızda bir dayanak olmalı.’

BERCESTE NEDİR?

Berceste nedir?

Kelime kökeni: Farsça sıfat ve eskimiştir.

Güzel, Latif, zarif, narin, seçilmiş, sağlam, hoş, yükseğe sıçrayan, öne çıkan.

Değerli olan yüksek dize.

Cümle içinde kullanımı:’Çocuklarını küçüklükten beri sıkı tuttuğu için kızları hep berceste ve kibardır.’

SARFINAZAR NEDİR?

Sarfınazar nedir?

Kelime kökeni: Arapça belirteç ve isimdir.

Kaleye almama, vazgeçme, sayılmama, göz ardı etme, umursamamak.

Bir tarafa bırakılsa da, hesaba katılmasa da, vazgeçilse de, sayılmasa da.

Cümle içinde kullanımı:‘Konuşurken onun gözünün içine bakmasa da sarfınazar gibi görünse de her dediğini aklının bir köşesine not alıyordu.’

YOL GÖSTERENİM OLMALIYDIN!

Bak yine konuşuyorum seninle, küssem de darılsam da susamıyorum sana. Anlatmayınca içimde biriken sözler ulaşamayacağım yüksekliklere kaçıyor, yine rahat edemiyorum. Elzem bir ihtiyaç sana dert yakınmak, kötü bir alışkanlık.Bu huyumu sevdiğimi söyleyemem, küçük bir çocuk gibi dizlerim sıyrıklarla doldukça soluğu yanında almaktan hoşnut değilim.

İrademe biraz sahip çıkabilmem mümkün olsaydı belki de bunca hatanın merkezinde oturuyor olmaz, kendimden başka bir suçlu arayışına çıkmazdım. Affedici olmamız gerekir esasen, keşkelerle, kinlerle kirletilmiş söylemlerin faydasızlığını bizzat kendimden biliyorum.

Ve kimler geçip gitti yanımdan, aklımda kalanıyla yalnızlığıma ortak olanıyla büyüdüm.
Öyle ki, bir gecenin ardında bıraktım çocukluk düşlerimi. İntizar etmek benim işim değil, hafızamı defter gibi tutup gideni kalanı not düşmüyorum.

Ama sen, yol gösterenim olmalıydın.
Bunu istemeye hakkım da vardı, dünya da ayrılmayacak tek bir bütünlük bağı var.
Ve sen buna karşı isyan çıkarıp beni yapayalnız bırakman gerektiğine karar verdin.
Sevgi değil bu, düşüncesizlik !
Sonuna kadar yanımda, her hatamın sonunda, yanlış seçimlerimin ortasında beni bekliyor olmalıydın.

Beni büyük bir bozguna uğrattın, şimdiyse duyduğundan asla emin olmayacağım methiyeler düzüyorum sana bu çatı katından.
Mahalle sakinleri canhıraş bağırmalarımı deliliğe vurdurarak, yok sayıyorlar beni.
Sen!
Beni öyle bir duruma soktun ki; ah etsem kan damlıyor dilimden, göklere diyarlara sığmıyor müşkülpesentliğim.

Anne,

Eğer sesimi duyuyorsan, bil ki izini sürmeyeceğim.
Ayaklarımla çıktığım bu çatı katını merdivenleri kullanarak aşağıya ineceğim.
Kolay yolu seçen sen gibi sırtımı yere, yüzümü gökyüzüne dönüp atlamayacağım boşluğa.
Ben senin kızın değilim, sen kadar korkak ve zalim değilim.
Olmayacağıma yemin ediyorum!

Büyük konuşma, hayat bu derler ya. Aleyhime dönen her zorluğu acizliğime verip tırsarak geri adım atmayacağım.
Daha A harfini doğru düzgün çıkaramazken kalemden, biraz erken değil miydi intiharın?
Ki sen, benim güzel derbederim
Kahpelik sıfatına büründürenlere inat, beni saflığında büyütemez miydin?

Yük olur muydum sana sanıyorsun yada hor görebilir miydim seni ?
Hemde bu denli katıksız ve şartsız severken!

Bülbülü öldürmek gibi bir şeydi, boş yatağında sıcaklığını aramak. Her canım yandığında, en basitinden gözüme toz kaçtığında ‘Annecim’ diye yakınmak.

Beni eli boş, yüreği perişan,ellerimi ayaz soğuklarda bıraktığına değmiştir umarım.
Şayet seni asla affetmeyecegim derbederim.
Gelip gelip, bu son noktadan sana bağırmaya devam edeceğim.
Bu gün ölüm yıl dönümün, pasta üflemeli bir kutlama düzenlemek yerine avazım çıktığı kadar bağıracağım sana.

Olduğum yerde gözlerini kapatışına binlerce kez küfredecek,
Bir daha asla saçlarımı uzatmayacağım.
Bu da benim intikamım Anne, seni içimde asla öldürmeyeceğim!…

Semra Şenol – GERİDE KALAN MEKTUPLAR