POTANSİYEL NEDİR?

Potansiyel Nedir?

Kelime Kökeni: Fransızca.

Bir şeyin gücü ortaya çıkmayan , var olmayan.

Eş Anlamlısı: Gizil

Cümle İçinde Kullanımı:’O çocukta futbol oynayacak potansiyel yok’.

Aşkın Ömrü Kaç Yıldır?

İnsanlık tarihinin en önemli konularından biri olan Aşk, varlığı hep tartışılan, kişilere göre değişen bir olgudur. Üstüne nice eserin yazıldığı, nice şarkıların bestelendiği, bir çok kişinin ise hayallerinde olan bir duygudur.

Bilim adamlarının da üstünde durduğu aşk hormonal bir değişiklik olarak görülmektedir. Yaptıkları araştırmalar sonucunda aşkın ömrünü 2.5 yıl olarak belirleyen uzmanlar, aşkın 1.5 saniye de oluşabildiğini belirtmişlerdir.

Aşkı geçici bir delilik hali, akıl tutulması olarak gören uzmanlar, aşık olduğumuzda beynimizde 12 merkezin aynı anda çalışmaya başladığını da not olarak düşmüşlerdir.

Aşkın beyinde meydana geldiğini söyleyen bilim adamları, aşkın görsel bir anla başladığını söyleyerek, kalp çarpıntısına dönüştüğünü ifade etmektedirler.

İnsanlar aşık olduğunda vücutlarında salgılanan Dopamin, mutluluk veren bir horman olmakla birlikte kişiyi heyecanlandırmaktadır.

Yükselen hormonların ölçümlerini ve beyin görüntülemelerini yapan araştırmacılar, 2.5 yıl içinde hormonların düşmeye başladığını gözlemlemişlerdir. Bu süre zarfında hormonların düşmeye başlamasıyla o delilik halinin bittiğini ve heyecanın da geçtiğini belirtiyorlar.

Aşk acısına ise farklı bir yorum getiren uzmanlar, aşk acısının sadece ruhsal değil ayrıca fizyolojik etkileri olan bir ağrı olduğuna değiniyorlar…

Milena’ya Mektuplar Kitabından Alıntılar

Fnanz Kafka’nın büyük bir aşk beslediği, sevgisini usta kalemiyle mektuplara nakşettiği kadın Milena Jenenska!

İki yıl boyunca mektuplaşarak edebiyat tarihine geçecek bir aşka tanıklık eden Kafka ve Milena,’dan geriye sadece mektuplar kalmıştır. İki yıl boyunca mektuplaşmalarına rağmen ancak iki kez buluşma şansı bulabilmişlerdir.

Nedeni ise Milena’nın Ernst Pollak ile evli olmasının yanında Kafka’nın da
Julie Wohryzeck ile nişanlı olmasıdır.

Milena’nın isteği üzerine mektupları yakılmış olsa da bu gizli aşktan geriye Kafka’nın yazdığı mektuplar kalmıştır. Ölümünün üzerine en yakın dostu tarafından kitap haline getirilen mektuplar, günümüzde hala okunan Milena’ya Mektuplar eserine can vermiştir.

Daha önce okuma fırsatı bulamayanlar için Milena’ya mektuplar’dan altıntılar;


“Milena, sen başkaydın. Hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!”

“Evet, seni seviyorum budala! Tıpkı denizin, kendi dibindeki bir çakıl taşını sevmesi gibi… Evet, işte sevgim seni böyle kaplıyor! Ve Tanrı izin verirse, senin yanında bu kez ben çakıl taşı olacağım…”

” Kalbimin içerisinde sen varken her şeye katlanabilirim. “

” Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! 
aşık biri için ne büyük nimet değil mi? “

” Ah, Milena Ah! Üstümdeki paltoyu dahi taşımaya üşenirken ben, bu dünyanın yükünü sırtımda nasıl taşıyayım?”

“..Bak Milena, ‘En çok seni seviyorum.’ diyorum, ama gerçek sevgi bu değil belki, ‘Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla’ dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki.
Ve yazdıklarımın devamı olarak Milena, kalbimde sen varken her şeye katlanabilirim..”

Fernhweh Nedir?

Kökeni Almanca olan Fernhweh; kişinin daha önce gitmediği, duymadığı hatta var olmayan yerlere özlem duymasıdır.

Uzaklara hasret duyulmak olarak tabir edeceğimiz bu kelime, kişinin yaşadığı yerden çok uzaklara gitme isteğiyle ortaya çıkmaktadır.

Günlük yaşantımızda rölantide giden yaşantımızın sıkıcı ve tekdüzeliğinden sıkılan insan oğlu, daha önce keşfetmediği yerlere gitme dürtüsüne kapılmaktır..

Fernhweh Sendromu bir çeşit her şeyi arkada bırakıp kaçma dürtüsü olarak tanımlanmaktadır. Bu gibi durumlarda mücadele vermek isteğinden yoksunluk çekerek, yeni yerler keşfetme isteği kaçınılmaz olmaktadır…