Kelime Kökeni: Arapça
– Zorlamak, mecbur etmek, boyun eğirmeye çalışmak
– Kırağı düşmek
Cümle içinde kullanımı: “Borçlarını ödemek karşılığında iclâd ederek genç kızı kendisiyle evlenmeye zorluyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Zorlamak, mecbur etmek, boyun eğirmeye çalışmak
– Kırağı düşmek
Cümle içinde kullanımı: “Borçlarını ödemek karşılığında iclâd ederek genç kızı kendisiyle evlenmeye zorluyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Sözü kısa tutarak, icazlı olarak, karşı çıkılmasına engel olarak
Cümle içinde kullanımı:” İcâzen bağırışları hepimizin sesini bıçak gibi kestirip attı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Görme ve bakma ile alakalı olan
Cümle içinde kullanımı: “Elalemden duyduklarına itibar etmek yerine ibsarî yeteneğinle hareket etmen doğruyu bulmanı kolaylaştırır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hac ibadetini yerine getirirken ihrama sarınma
– İhram elbisesinin üst kısmı olan ridâyı sağ omzunun altından geçirip sol omuza atmak
Cümle içinde kullanımı: “Hanefî mezhebine tabii olan kimseler umre esnasında ihramlarını ıztıbâ etmek bir sünnettir, bu yüzden sağ omuz ve kolları açık kalır. ”
Deyim
– Okuma yazması olmayan cahil kimseler için Anadolu’da söylenen bir sözdür. Cahil bilmez uydurur manasına gelmektedir.
Cümle içinde kullanımı:”İlahiyat okumuş birine danışmak yerine mahallenin dedikoducusuna mı soruyorsun, o Elif’i görse mertek sanır anca.”
Deyim
– Konu veya bir olay hakkında bilgisi, yetkisi olmadığı halde müdahale eden karışan kişilere uyarı anlamında söylenir.
Cümle içinde kullanımı: “Bak mevzuyla uzaktan yakından bir alakan yok. Abacı, kebeci, ara yerde sen necisin?”
Deyim
– Kışın soğuk havalar da ince giyinen, ince elbiselerle gezen kişilere söylenir.
Cümle içinde kullanımı:”Sürekli grip olmanın nedeni bu soğukta zemheri zürafası gibi dolanıp durman, müstehak sana. “
Deyim
– Biri hakkında yetkili kişilere ihbarda bulunarak kötüleme , yazılı sözlü ihbarda bulunma, iletme
Cümle içinde kullanımı: “İstifa etmek için benim ayağımı kaydırmaya çalışıyor, sürekli müdüre benim hakkında jurnal ediyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yoksulları doyurma, fakirleri yedirip içirme, ihtiyaç sahiplerinin açlığını giderme
Cümle içinde kullanımı: “It’am-ı muhtacîn özverisiyle ramazan ayında sürekli yemekli mevlidi şerif düzenler. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ağacın taze sürgünü, filiz
– Karabuğdaygillerden bir ravent türü
Cümle içinde kullanımı : “Ceviz ağacının aşılama sonrası fışkıran ışkınları ne kadar sağlıklı ve verimli olduğunu kanıtlıyor. “