Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün bütün, tamamıyla, tamamen, Kamilen, büsbütün, kaffesi, toptan, hep birden
– Asla, Hiç, Kat’a, cuda, hiçbir zaman
Cümle içinde kullanımı: “Yemin ettim ana bir daha külliyyen ağzıma içki sürmem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün bütün, tamamıyla, tamamen, Kamilen, büsbütün, kaffesi, toptan, hep birden
– Asla, Hiç, Kat’a, cuda, hiçbir zaman
Cümle içinde kullanımı: “Yemin ettim ana bir daha külliyyen ağzıma içki sürmem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün, tamamıyla, hep
– Bütünlük, Umumilik
– Caminin çevresinde kurulmuş halka hizmet sunan yapılar, medrese, imaret, sebil, hastane
– Arap ülkesinde üniversitelere verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Ülkemize ve vatanımıza hayırlı işlerde bulanan çocuklar yetiştirmek amacını güden Külliyye’ler ne yazık ki yanlış yönetim kurbanı olmuşlardır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hüzünler kulübesi, sıkıntılar kulübesi
– Hz. Yakub’un en sevdiği oğlu Yusuf’un kaybolmasından sonra şehir dışına yaparak inzivaya çekildiği çardağın ismi
Cümle içinde kullanımı: “Yusuf’un hasretiyle gözleri kör olan Hz. Yakup peygamberimiz, külbe-i ahzân da kapanarak hüznüne sığınmıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Orta çağ
– Batı Roma imparatorluğunun çöküşüyle birlikte Rönesans hareketlerinin başlamasına kadar süren devir
Cümle içinde kullanımı: “Milattan sonra 5. yüzyıl ile 15. yüzyıl arasındaki döneme Kurun-ı vustâ adı verilmektedir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Son çağ, son çağlar, son devir
– Kıyamet öncesi dünyanın son devresi
Cümle içinde kullanımı: “Peygamber efendimizin dünyayı terk etmesinden bu yana kurun-u uhrâ’yı yaşıyoruz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hısımlar, yakınlar, akrabalar
Cümle içinde kullanımı: “Konu komşular kurebâlar ikramiyenin bana çıktığını duyduğundan beri evimden çıkmıyorlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-kûh+Arapça-î
– Dağ ile ilgili, dağla ilgili, dağa özgü
– Dağlı, dağda yaşayan kimse
– Dışarlıklı kaba kimse, taşralı
Cümle içinde kullanımı: “Şehir hayatında gözünü açan Kûhî olanı küçükser hor görür. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gök gürültüsü, gök gürlemesi, yıldırım düşmesi ve şimşek çakması sonucunda gökyüzünde duyulan gürültü
Cümle içinde kullanımı: “Yaklaşan fırtınanın şiddeti kudret topunun evleri sallayan sesinden belli.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pislik, kötülük, çirkinlik,
– Güzellik karşıtı
– Hüsün karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Neyler bu biçare yüreğim kubûh ile münakaşa edemez, dili lal olmaz mı?”
Kelime Köken: Farsça
– Güz, Sonbahar, Eylül Ekim ve Kasım aylarını içine alan mevsim
Cümle içinde kullanımı: “Ne yağmurlar diner şu garip gönlümde bilmezsin, köhne bahar da solan güz çiğdemi gibisin.”