Kelime Kökeni: Farsça-özel ad
– İranlı ünlü ressam
– Ressam
– Minyatürcü
– Resim yapan sanatçı
Cümle içinde kullanımı: “Behzâd fırçasını beyaz renge dokundurduğunda renkli hayalleri resmedebilirdi. “
Kelime Kökeni: Farsça-özel ad
– İranlı ünlü ressam
– Ressam
– Minyatürcü
– Resim yapan sanatçı
Cümle içinde kullanımı: “Behzâd fırçasını beyaz renge dokundurduğunda renkli hayalleri resmedebilirdi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaşkınlık
– Hayranlık
– Yalan söylemek
– Şaşkınca davranış
– Aşırı istek
Cümle içinde kullanımı: “Beht duyguların tesiriyle sarsılırken susmanın yersizliğini fark edemiyordum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kısmetli
– Nasibli
– Hisseli olan
– Talihli
Cümle içinde kullanımı: “Yoksulun sesi çıkmaz behre-yâb olanlar konuşur derler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nasibini almış
– Kısmetli
– Hissesini alan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bu dünyadan behre-ver, nimetlere doymuş insanlar sanır ki öbür dünya yok!”
– Nezaket davranışları dışına çıkarak ağır ve kalp kırıcı ithamlarda bulunmak.
– Gelişigüzel, salak saçma, düşünmeden konuşmak.
– Ağzını açıp gözünü yummak.
Cümle içinde kullanımı: ” Öfkesi çenesine vurmuştu resmen herkese ağzına ne geldiyse söylemeye başlamıştı”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nasibi olan
– Hissedar
– Pay sahibi olan
– Hisse alan
Cümle içinde kullanımı: “Behre-mend olmak için en azından küçük bir meblağ yatırmanız gerekiyor.”
– Yapmış olduğu ufak tefek iyiliklerin ardından çok büyük beklentiler içine girmek.
– Bir zeytin verir ağzına, bir tulum tutar ardında.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzına bir zeytin verip altına bir tulum tutuyor bizim oğlan bu işlerin bu şekilde olmayacağını ne zaman farkına varacak acaba?”
– Hiçbir şey yemeden durmak.
– Bir parça yiyecek bile ağzına atmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm gün boyunca ağzına bir şey koymadı bizim akıllı sonrada hastalanıp hastanelere düştü.”
– Birini tatlı tatlı vaatlerle oylamaya çalışmak kandırmak.
– Bir kimseye çeşitli hediyelerle belli bir süre kandırmak, oyalamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağızına bir parmak bal çalan insanlardan uzak durmayı ne zaman öğrencen ya..“
Kelime Kökeni: Farsça
– Hissedar
– Faydalanmış
– Hisseli
– Paydaş
– Hisse sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Behre-dâr olan beyler lütfen toplantı odasına geçiniz avukat bey sizlerle özel olarak konuşacak.”