– Bir konu hakkında hiç ama hiçbir şey düşünmemek, konuşmamak, dilendirmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu yaktıkların var ya aklımın köşesinden geçmemişti, şeytan bile düşünemez böyle bir şeyi.”
– Bir konu hakkında hiç ama hiçbir şey düşünmemek, konuşmamak, dilendirmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu yaktıkların var ya aklımın köşesinden geçmemişti, şeytan bile düşünemez böyle bir şeyi.”
– Dengesiz olan.
– Budala, aptal olmak.
– Aklı noksan, deli.
Cümle içinde kullanımı: ” Mahallemizin çocuklarını aklının çivisi eksik olan adamla uğraşırken görmek çok fazla sinirimi bozuyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-beriyye
– İnsanlar
– Yaratıklar
– Bütün canlılar
– İnsan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerindeki tüm berâyâ buraya toplanmışken yemin olsun gideceğim bu diyardan.”
– Deli gibi olmak.
– Akıl dışı, delicesine davranışlar sergilemek.
– Delirmek, deli olmak, çıldırmak
Cümle içinde kullanımı: ” Aklını kaybetmesiyle beraberinde etrafın yerle bir olması beklenen bir şeydi.”
Kelime Kökeni: Farsça-edat
– İçin
– Maksadıyla
– Binaen
– Amacıyla
– Dolunayın en parlak hali
Cümle içinde kullanımı: “Kötülük berây asıl olmuşsa gözünü aydınlığa çevirtemezsin bir kez karanlığa saplanmışı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Seçkin
– Seçilmiş
– Yükseltilmiş
– Yükseğe çıkarılmış
– Mutena
– Elit
Cümle içinde kullanımı: “Ber-âverde kimseler için özel olarak hazırlanmış yemeklerin yanı şıra kan kırmızısı şaraplar da soğutuldu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bereketli
– Verimli
– Bol
– Randımanlı
Cümle içinde kullanımı: “Ber-âver topraklar bizi kucağına çağırırken memleket özlemi artık burnumuzun direğini sızlatıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-berât çoğul biçimi
– Beratlar
– İmtiyaz gösteren belgeler
Cümle içinde kullanımı: “Sözü edilen berâvât yoldan geçene veriliyor olsaydı biz burada olmazdık.”
Kelime Kökeni: Ad
– Resmî veya bir şirket altında çalışan ticaret adamı
– Beratlı tacir
Cümle içinde kullanımı: ” Beratlu tüccar dedikleri devlet onaylı mı oluyor şimdi?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Beratı olan kimse
– İzinli
– Diplomat
– Mezun
Cümle içinde kullanımı: “Berâtlu olan bir adam gelip burada konuşsa kabul ederdiniz ama.”