– Bir işin olabileceğine tam anlamıyla inanmak.
– Anlamlandırmaya başlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş aklıma yatmıştı hemencecik şu işe koyulalım”
– Bir işin olabileceğine tam anlamıyla inanmak.
– Anlamlandırmaya başlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş aklıma yatmıştı hemencecik şu işe koyulalım”
Kelime Kökeni: Arapça-berzah çoğul biçimi
– Berzahlar
– Kıstaklar
– Kabirler
Cümle içinde kullanımı: “Berâzıh varken ölümden korkmana ne gerek var can!”
– Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp hızlıca yaptığı şeyden dönmek.
– Bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Aklın sonradan gelip durmasa şuan bu kadar büyük bir bataklıkta olmazdın.”
– Aklınca, düşüncesine göre.
– Anlayışına, düşünüşüne göre, sözde, aklınca.
– Aklınca.
– Sandığına göre.
– Düşünüşüne göre.
– Umduğuna göre.
Cümle içinde kullanımı: ” Aklı sıra beni kandırabileceğini sanıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-berzîk çoğul biçimi
– Gruplar
– Cemaatler
– Bölükler
– Takımlar
Cümle içinde kullanımı: “Devlet adamları ve ulemalar tarafından yönetilen berâzîk bilgiye aç öğrenci gibidir.”
– Anlayabileceği şey, dikkatinden kaçmış olmak, dalgınlıktan anlayamamış olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Aslında bu konu tam benlik bir konuydu ama bir anda aklım pustu kalakaldım öylece.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kılıç kama gibi aletlerin sapı
Cümle içinde kullanımı: “Berâzbânı tutan elin hiç mi titremez bir masuma yanaşırken!”
– Akılsızca, aptalca, delice bir işler yapmak.
– Alay akılsızca ve düşüncesizce davranışta bulunmak.
– Abuk sabuk şeyler yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuğum sen aklını peynir ekmekle mi yedin bu yatığın iş iş değil.”
– Delirmek, akıl sağlığını kaybet.
– Delicesine işler yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Oğlunu iki yana saçılmış arabaların önünde yattığını gördükten sonra aklını oynatmıştı bir anda.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğendire
– Kalil
– Az olan
– Çiftlik hayvanlarını dürterek yürütmek için kullanılan uzun değnek
– Ürendire
– Üyren
Cümle içinde kullanımı: “Elinde tuttuğu berâzı ineklere dürten çoban kocaman sürünün hakkından tek başına gelebiliyordu.”