Kelime Kökeni: Farsça
– Yaprak
– Hazırlık
– Araç gereç
– Azık
– Nimet
– Gıda
– Besin
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaprak
– Hazırlık
– Araç gereç
– Azık
– Nimet
– Gıda
– Besin
–
– Kurşun yiyerek, vurularak ölmek.
– Şehit olmak.
– Yaralanmak.
– Yaralandığı için çeşitli yerlerine kanlar bulaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Oğlunu al kanlara boyandığını gördükten sonra kendini kaybetmişti çok fena olmuştu.”
– Çeşitli gereksemelerle harcanan paralar.
Cümle içinde kullanımı: ” Ali’ye edik, veliye düdük ala ala ne paran kaldı ne mülkün.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kar tanesi
– Kar parçası
– Tek bir buz kristali
Cümle içinde kullanımı: “Berf-pâre misali gökten düşen beyazım, çileyle geçen hayatımın nuruydun.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karı eksik olmayan
– Sürekli kar bulunduran
– Yaz kış kar bulunan, yağan yer
Cümle içinde kullanımı: “Berf-nâk bir yerde yaşadığını duymuştum rivayete döndü iyice.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karla ilgili
– Karlı
– Karla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Adını Berfîn koymamın sebebi bembeyaz çehresiyle evime bereketi getirmesidir.”
Kelime Kökeni: Farsça-berf+Arapça-î sözünün müennes dişil biçimi
– Divan şiirinde şitâ’iyye tarzı şiirlerde kardan söz edilen kasideler
– Kardan bahsedilen kasidelere verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Müphem sırları berfiyye gömmek gibidir aklın mantığı.”
– Çok zorba, kaba kuvvetle hâkimiyet kuran.
– Çevresinin tek ve sorumsuz zorbası.
Cümle içinde kullanımı: “Mahallemizin ali kıran baş kesen tipi her gördüğümüz yerde bize efeleniyordu.”
– Hainlik yapmak için kurnazca düzenlenmiş tuzak.
– Kurnazca ve haince bir düzen.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptıkları büyük alicengiz oyunuyla ailelerini dolandırmıştılar.”
– Az zamanda çok yol kat etmek.
– Yayılmak, çoğalmak, artmak.
– Kısa zamanda çok yol almak, çok ilerleme göstermek. İşinde hızla büyümek.
Cümle içinde kullanımı: ” Genç yaşına rağmen öyle bir alıp yürümüştü ki şehrin sayılı zenginlerinden biri olmuştu.”