Kelime Kökeni: Türkçe-bey+Farsça-gâh
– Pazar yeri
– Çarşı
– Alım satımın yapıldığı yer
– Pazar
Cümle içinde kullanımı: Beygâh da yer alan dükkan sahipleri aralarında para toplayarak yoksul bir çocuğu okutuyorlar.”
Kelime Kökeni: Türkçe-bey+Farsça-gâh
– Pazar yeri
– Çarşı
– Alım satımın yapıldığı yer
– Pazar
Cümle içinde kullanımı: Beygâh da yer alan dükkan sahipleri aralarında para toplayarak yoksul bir çocuğu okutuyorlar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Memuriyet arkadaşı
– Daire veya kalem arkadaşı
– İş arkadaşı
– Komşu
– Kapı yoldaşı
– Mücavir
Cümle içinde kullanımı: “Bir zamanlar çalışmakta olduğum kurumda beydeş olarak birbirimize sırdaşlık etmiştik.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Paytak
– Satranç oyununda piyade taşı
– Piyon
Cümle içinde kullanımı: “Satranç masasında biriktirdiği beydakları hatıra olarak saklayacak değil ya.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Korkunç ve tehlikeli çöl
– Tehlikeli olduğu düşünülen bir yer
– Mekke ile Medine arasındaki bir yer
– Korkulu mevki
Cümle içinde kullanımı: “Vefası olmayan insanların bulunduğu kalp beydâ olmuştur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Saygılı durma, duruş
– Peymançe
– Teslimiyet duruşu
Cümle içinde kullanımı: “Beybence önümüzde dururken aklını başına topladığına kanaat getirmeye başladım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Aklık
– Ağartı
– Beyazlayan
– Belli belirsiz aklık
Cümle içinde kullanımı: “Çamaşır suyunun döküldüğü yerlerde oluşan beyazlığı görüyor musun?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sığır dili
– Beyaza özgü
– Uzunluğuna açılan kitap
– Beyaza benzeyen
– Dikine açılan yazma kitap
Cümle içinde kullanımı: “Beyâzî açıp okurken kaybolan yıllarını da düşünüyor muydu acaba?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Beyaza çalan
– Beyazımsı
– Beyaza yakın
– Beyaz gibi
– Beyaz renge benzeyen
Cümle içinde kullanımı: “Beyazımtırak dişleriyle öyle bir gülüyor ki sanırsın dünyayı elde etmiş.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Beyaz gibi
– Beyaz gibi görünen
– Beyaz rengini hatırlatan, benzeyen
– Beyaza yakın olan
Cümle içinde kullanımı: “Beyazımsı bir elbisenin içinde bir kenarda süklüm püklüm oturuyordu işte.”
– Bir müsveddeyi temize çekmek
– Bir yazının karalamasını temiz ve özenli olarak yazmak
Cümle içinde kullanımı: “Onca yıl karaladığımız bu hayat kitabını bir yerden sonra beyâz etmek zorunda kalacağız.”