– Bir işi eksik, yanlış, kusurlu olarak yapmak.
Cümle içinde kullanımı: Her işi sende başını gözünü yararak yapıyorsun hep.”
– Bir işi eksik, yanlış, kusurlu olarak yapmak.
Cümle içinde kullanımı: Her işi sende başını gözünü yararak yapıyorsun hep.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zalim
– Acımasız
– Merhametsiz
– Zulmeden
– Kıyıcı
Cümle içinde kullanımı: “Bî-dâd-gere denk gelirsen yanarsın çocuğum içindeki beyaz hüznü kimselere anlatamazsın”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zulüm
– Baskı
– Adaletsizlik
– Eziyet
– Haksızlık
Cümle içinde kullanımı: “Yoksula bî-dâd eden her kim ise muhakkak zora düşmeden ölmeyecektir.”
– Birini kımıldanamaz, hareket edemez, canlanamaz ve kötülük yapamayacak duruma getirmek.
– Bir şeyi veya bir kişiyi kötülük yapamaz, zarar veremez hale getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Yılanın kafasını küçükken ezmek gerekiyor çoğunlukla.”
– Kalabalıktan, gürültüden ve işten uzaklaşıp sükûnet içinde vakit geçirmek, dinlemek.
– Sessiz, sakin bir ortama çekilmek; kalabalıktan ve gürültüden uzaklaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başını dinlemek adına köşeye çekilmişti ama bir rahat bırakmamışlardı.”
– Pek gerekli değilken yorucu, sıkıcı, üzücü bir işe girişmek.
– Sıkıcı, yorucu, üzücü bir işe girmek veya getirilmek.
– Başını belâya sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başını derde sokmak konusunda çok iyiydin senden iyisini göremedik valla.”
Kelime Kökeni: Arapça-bid’at
– Ortaya çıkan
– Sünnete uymayan
– Adet dışı
– Sünnet karşıtı
– Yeni görülen şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Geleneksel bir toplumda töreye karşı gelen bida davranışlarda bulunan kişileri kabullenmediği gibi dışlar.”
– Bir kişiyi ya da bir şeyi denetimsiz, kendi haline bırakmak.
– Denetimsiz, yalnız ve serbest bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin başını boş bırakmaya gelmiyor bir şekilde bir derdin içine atıyorsun kendini .”
– Durup dururken onu ağır sonuçlar ve sorumluluklar doğuran bir durum içine kendini atmak.
– Başını derde sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başını belâya sokmak konusunda çok iyisin valla ben senin arkanı toplamaktan yoruldum.”
– Yakınında durup gözlemek.
– Hasta kimsenin yanında beklemek.
– Başında beklemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Başında beklemeye gelmiştim ama geldiğim de oda da göremeyince afallamıştım.”