Kelime Kökeni: Arapça-burc çoğul biçimi
– Burçlar
– Bentler
– Kaleler
– Hisarlar
– Kermenler
Cümle içinde kullanımı: “Burûc ve gezegenlerin konumlarına göre kişinin ruh halini çözmeye çalışıyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-burc çoğul biçimi
– Burçlar
– Bentler
– Kaleler
– Hisarlar
– Kermenler
Cümle içinde kullanımı: “Burûc ve gezegenlerin konumlarına göre kişinin ruh halini çözmeye çalışıyorlar.”
Deyim
– Doğum sancısı tutmak
– Hamile kadının doğum yaparken duyduğu sancı
Cümle içinde kullanımı: “Leyla’nın buru tutan hali çığlık çığlığa sesi kulaklarımdan silinmiyor bir türlü.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tehlikeli bir zaman veya mekan
– Bağırsakları kıvırıp koparırcasına beliren şiddetli ağrı
– Sancı
– Buruntu
– Bağırsak bozukluğu
– Ağrılı ıkınma
Cümle içinde kullanımı: “Karnımda birden başlayan buru yüzünden yatak döşek yatmaya başladım.”
– Birbiriyle bir olma, birleşme isteğini gösteren yaklaşma girişimi.
Cümle içinde kullanımı: ” Dirsek temasını kesin bakayım çocuklar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Osmanlı donanmasında asker ve erzak taşımacılığında kullanılan bir tür kalyon
– Savaş gemisi
Cümle içinde kullanımı: “Daha önce böylesine büyük bir burtun görmemiştim.”
– Okuyup öğrenmek için yıllar boyunca emek harcamak, çalışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Biz bu sıralarda az dirsek çürütmedik.”
Kelime Kökeni: Ad
– Taşlık
– Domuz yavrusu
– Çakıllık yer
– Taşlı toprak
– Taşı bol yer
Cümle içinde kullanımı: “Bizim buranın toprağı da burtlağı da meşhurdur.”
– Daha öncesinde beraber olduğu, işbirliği yaptığı kişiyi uzaklaştıracak davranışlarda bulunmak sergilemek.
– Yüz çevirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Yol arkadaşımdın sen benim, bana dirsek çevirmeni asla beklemezdim.”
– Yüzünü kırıştırarak ekşitmek
– Kaşlarını çatmak
– Yüzünü buruşturmak
– Surat asmak
– Kaşları çatıp yüze küskün bir anlam vermek
Cümle içinde kullanımı: “Suratını burtarmak yerine yerinden kalkıp şu işe bir el at.”
– Bir arada yaşayanlar, bulunanlar arasında oluşan güven, sevgi, iyi geçinme.
Cümle içinde kullanımı: ” Dirlik düzenlik yoktu bayadır aramızda, o geldiğinden beri her şey rayına oturmuştu.”