Kelime Kökeni: Ad
– Bağırsakları buruluyormuş hissini veren karın ağrısı
– Girdap
– Anafor
Cümle içinde kullanımı: “Bu gidişin arkasından gelen buruntu kırk yıllık tanıdık dost gibiydi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bağırsakları buruluyormuş hissini veren karın ağrısı
– Girdap
– Anafor
Cümle içinde kullanımı: “Bu gidişin arkasından gelen buruntu kırk yıllık tanıdık dost gibiydi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sığır ve develeri zabtedebilmek için burunlarına takılan tahta kıskaç
– Yavrunun annesinden süt emmesini engellemek için başına geçirilen başlık
Cümle içinde kullanımı: “Burunsak takılmış buzağıları görüyor musun ne kadar şirinler.”
– Eleştirisi yapılacak bir durum yok.
– Söz yok.
– Laf yok.
Cümle içinde kullanımı: ” Sana diyeceğim yok sadece izliyorum seni.”
– Konu hakkında söyleyeceği söz, ileri süreceği herhangi bir düşünce bulunmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Diyeceği olmadığı için susmayı tercih ediyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Enfiye
– Buruna çekilen tütün
– Burun tozu
– Keyif veren toz
Cümle içinde kullanımı: “Burun otu çekmekten kafası sulanmış gibi biraz sizce de öyle görünmüyor mu?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Gururlu
– Kibirli
– Onurlu
– Burnu olan
– Büyüklenen
Cümle içinde kullanımı: “Burunlu biri olmaktan saçma bir şekilde gurur duyuyor.”
– Aşağılamak
– Değer vermemek
– Pek beğenmemek
– Dışlamak
– Hor görmek
Cümle içinde kullanımı: ” Çevresinde maddi olarak düşük gördüklerini burunlamak gibi pis bir huyu vardır.”
Kelime Kökeni: Türkçe-burun+Arapça-î
– Kibirli
– Gururlu
– Kendini büyük gören
– Kurumlu
Cümle içinde kullanımı: “Burunî insanlardan çekinme yalnız onlara asla güvenme.”
– İçinde, pek beğendiği, güzel bulduğu bir şeyi elde etme isteği uyanmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Havadan yayılan mis yemek kokusuyla dişini gıcırdatmaya başlamıştı.”
– Hıncını, sinirini gösterir durum almak, kötülük yapmak için fırsat beklemek.
– Öfkesini, kötülük yapmaya hazırlandığını durumuyla gösterir olmak.
– Diş bilemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dişlerini gıcırdatmayı kes yoksa yiyeceksin Osmanlı tokadını.”