Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur veren, dinlendirici
– Gönül rahatlığı veren
Cümle içinde kullanımı: ” Benim gülümü açtıran da solduran da ârâm-bahş sevdiğimdir, balımı da o zehir eyledi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur veren, dinlendirici
– Gönül rahatlığı veren
Cümle içinde kullanımı: ” Benim gülümü açtıran da solduran da ârâm-bahş sevdiğimdir, balımı da o zehir eyledi. “
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Sevgili
– Gönül huzuru
– Gönül rahatı
Cümle içinde kullanımı: ” Ey ârâm-ı cânım, sen ki soluğum da nefes yüreğime ateş oldun!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Huzur, rahat, istirahat, sükun,
– Durma, dinlenme, eğlenme
– Karar kılma, yerleşme
Cümle içinde kullanımı: ” Ârâm ve mutluluk arıyorsan Hakka çevireceksin yüzünü. “
Kelime Kökeni: Arapça-arak+Farsça-rîz
– Ter döken, terden ıslanmış
– Terleyen, çok terlemiş
Cümle içinde kullanımı: ” Fani dünyada arak-rîz olmadan mal mülk sahibi olamazsınız, gökten zembille inmez mal maşat.”
Kelime Kökeni: Arapça-arak+Farsça-nûş
– Rakı içen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Adabıyla içen arak-nûştan zeval gelmez yiğidim, delikanlı adam dediğin oturmasını da içmesini de bilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-arak+Farsça-nâk
– Terlemiş, terlemiş olan, terli
– Terden ıslanmış, terlemiş vaziyette
Cümle içinde kullanımı: ” Geceyle birlikte çocuğa basan afakan ateşle seyredip arak-nâk içinde bıraktı.”
Kelime Kökeni: Arapça-arakî müennes dişil biçimi
– Dervişlerin giydiği tiftikten yapılan ince külah, takke, fötr
– Bir tür uzun hırka
Cümle içinde kullanımı: ” Dervişlerin kullandığı eski arakıyyelerde bu müze de sergilenen eserler arasında yer alıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Rakı ile ilgili
– Terli, tere batmış, terle ilgili
Cümle içinde kullanımı:” Meydandan arakî vaziyette koşan at üstündeki sahibini zor taşıyor, her an yıkılaverecek gibi görünüyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-arak+Farsça-dâr
– Terlemiş olan
– Terli
– Terlemiş biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Yoldan gelmiş, atın sırtında kim bilir ne kadar arak-dâr bir yolculuk yapmışsındır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kavuk altına giyilen ve teri çeken takke
– Yarım küre şeklinde başa giyilen başlık
Cümle içinde kullanımı: ” O zamanlar kavuklar başı terletmesin diye altına arak-çîn giyilirdi, keza bazı özel günlerde takılan kavuklar o kadar haşmetli ve ağırdı ki!”