Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Güneş, şems
Cümle içinde kullanımı: ” Ârûs-ı felek her gecenin sonunda tan yerinde doğar, karanlıkların içinden dirilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Güneş, şems
Cümle içinde kullanımı: ” Ârûs-ı felek her gecenin sonunda tan yerinde doğar, karanlıkların içinden dirilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dünya, yeryüzü, acun
Cümle içinde kullanımı: ” Ârûs-ı cihân yıkılda yine de kavlimiz ahirette dahi bozulamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-arûsan çoğul biçimi
– Gelin
– Yeni evlenmiş kadın
– Evlenmek üzere süslenmiş kız
Cümle içinde kullanımı: ” Köyümüze gelen olan göçmen arûs, boynuna doladığı çiçekleri ve parlak elbiseleriyle çocukların baya ilgisini çekti.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok iri, dev
– Yoğun, kesif
– Ölçü birimi
Cümle içinde kullanımı:” Seçilen artel kitaplık odanın boydan boya bir duvarını kaplayacak şekilde monte edilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ülker yıldız kümesinin bir parçası
Cümle içinde kullanımı: ” Arşü’s-süreyyâ görmek isteyip hayatımın sonuna kadar ulaşamayacağım bir emeldir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Mutluluğun doruk noktası
Cümle içinde kullanımı: “Ne ala dünya aleminde arş-ı a’lâ-yı sa’âdeti bulduysan!”
Kelime Kökeni: Fransızca-marche
– Yürü! kumdandası
Kelime Kökeni: Arapça
– Çatı, Kubbe, Çardak, gölgelik
– Taht, serir, erike, tahta karyola, padişahın tahtı
– Hak Teâlâ Hazretlerinin dokuzuncu kat gökte tasavur olunan kudret ve azamet tahtı
Cümle içinde kullanımı: ” Komutanın arş emriyle komplike bir uyumla yürümeye başlayan erler hiç arkalarına bakmadılar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Savaş alanı
– Muhabere meydanı
– Harp alanı
Cümle içinde kullanımı: ” Arsa-i kâr-zâr da şefkate yer yoktur düşmana sırtını dönemezsin.!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yer, zemin, toprak
– Saha, alan, uzmanlık alanı
– Kentsel yapı için ayrılmış toprak
Cümle içinde kullanımı: ” Arsanın bu günkü değeri hesaplanmadan size bir fiyat söylemem hem yanlış olur hem de abes kaçar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Falcı
– Müneccim, kahin
– Hekim, doktor
– Çalınan veya kaybolan mallar hakkında bilgi vermeye çalışan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Öğleden sonra kardeşimle birlikte önerdikleri arrâfın yanına gideceğiz, bakalım neler söyleyecek.”