Kelime Kökeni: Farsça
– Kale duvarı
– Hisar burcu, hisar burnu
– Sur
– Siper
– Sığınılacak yer
– Yüksek duvar
– Hisar
Cümle içinde kullanımı:” Arada atalar bârû gibi dururken bu iki gönül kalp kırmadan birleşemez.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kale duvarı
– Hisar burcu, hisar burnu
– Sur
– Siper
– Sığınılacak yer
– Yüksek duvar
– Hisar
Cümle içinde kullanımı:” Arada atalar bârû gibi dururken bu iki gönül kalp kırmadan birleşemez.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kaide, kanun, düstur
– Ferman, buyruk
– Gelenek, adet
– Yük bildirgesi
Cümle içinde kullanımı:” Bâr-nâme onayı olmadan daha ileri gitmem efendim kusuruma bakmayın.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sıkıntılı, acılı, dertli
– Üzgün
– Yükü taşıyan, yük çeken
Cümle içinde kullanımı:” Bâr-keş olsak da kuytularda saklanan mutluluk düşlerimiz hala bâki.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Osmanlı döneminde Hristiyan tebaadan alınan veraset vergisi
– Kalıtım vergisi
Cümle içinde kullanımı:“ Bârisiyye harçları henüz yatırılmadı değil mi beyefendi?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok ince ve hassas
– Çok narin
– Çok kırılgan
Cümle içinde kullanımı:” Gümüşten sicimler bârik-ter duruşlarıyla gelinin saçlarının arasından yıldız gibi akıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi bevârık
– Şimşek
– Yıldırım parıltısı
– Balkır
– Çakım
– Yıldırak
Cümle içinde kullanımı:” Bârika gökleri yarıp geçtiğinde anla ki doğa sevinciyle kızgınlığını da gösterir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Dakik
– İnce
– Nazik, narin
– Ufak
Cümle içinde kullanımı:” Garibim pek bir bârik kedi gibi uysal bir kızcağızdı bunca zaman ağzından yanlış bir kelam çıkmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Dün
– Dün gece
– Evvelki gece
– Bir önceki gece
Cümle içinde kullanımı:” Şükür ki bâriha gelen teslimat sonrasında dükkan batmak belasından kurtuldu.”
Kelime Kökeni: Arapça- bevârid çoğul biçimi
– Sıcak esen rüzgar
– Bir kenara bırakılmış
– Korunmuş, ayrılmış
– Öfkeli, sinirli, kızgın
– Samyeli
Cümle içinde kullanımı:” Sıcak ülkelere ait olan Bârih esti mi kim yüzünü güneşten sakınabilecek ki?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Soğuk
– Tatsız
– Nahoş
– Çirkin
Cümle içinde kullanımı:” Bârid biriymiş ki ağzından çıkanı kulağı duymuyor diyorlar.”