Kelime Kökeni: Ad
– Kudret helvası
– İç sürdürücü olarak hekimlikte kullanılan macun
Cümle içinde kullanımı: “Kuvvetten düşüp yatağa serilen hastalara eskilerden belsıra yedirilirdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kudret helvası
– İç sürdürücü olarak hekimlikte kullanılan macun
Cümle içinde kullanımı: “Kuvvetten düşüp yatağa serilen hastalara eskilerden belsıra yedirilirdi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pelesenk yağına özgü
– Balsama özgü
– Reçineye benzeyen
Cümle içinde kullanımı: “Belsemî gibi akışkan yapış yapış bir sıvının içinde yüzüğünü kaybetmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça-balsam
– Parfüm üretiminde kullanılan pelesenk yağı
– Reçine
– Sakız
– Ağaç sakızı
– Akındırık
– Balsam
Cümle içinde kullanımı: “Toplanan belsemler kaynatılıp tıbbi ilaç yapımında kullanılacak.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kaba saba
– Faydasız
– Yararsız
– İşe yaramaz
– Sakin kimse
Cümle içinde kullanımı: “İnsan dünyaya getirdiği evladına nasıl Belmâ ismini koyar hiç anlamıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pelit ağacı
– Meşe
– Kayıngillerden bir ağaç türü
Cümle içinde kullanımı: “Bellût ağacının odunu sert ve sağlam olduğundan marangozlukta çokça kullanılır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Umulur
– Olabilir
– İhtimal
– Muhakkak
– Olasılık
– Ola ki
Cümle içinde kullanımı: “Belki bir gün yalanlarımızı kuşanmadan gerçeklerin nezaretinde hayatımızı konuşabiliriz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Saba melikesi
– Berat olmuş
– Kurtulmuş
– Tarih öncesi Saba krallığının hükümdarı
Cümle içinde kullanımı: “Kitabı mukaddeste adı geçmeyen Belkîs, Saba krallığının kadın hükümdarıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çöl
– Sahra
– Geniş
– Düz yer
– Harap yer
– Badiye
– Kumluk
Cümle içinde kullanımı: “Kızgın güneş altında belka da yanmaya benziyordu bu acının anlatımı.”
Kelime Kökeni: Arapça-belâyâ,beliyyât
– Bela
– Felaket
– Musibet
– Müşkilat
– Keder
– Sıkıntı veren şey
– Uğursuz
– İçinden çıkılması güç durum
Cümle içinde kullanımı: “Sen ki benim en umarsız beliyyem, kederimin baş tacı ve onulmaz acısısın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Nişan
– Örnek
– Silahlık
– Tirkeş
– Okluk
– İz
– Sadak
– Ok kabı
Cümle içinde kullanımı: “Belik ile birlikte ortaya çıkan savaşçı gözlerindeki azimle düşmanına göz açtırmayacaktı.”