Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köklü
– Esaslı
– İyi yerleşmiş
– Kökü olan
Cümle içinde kullanımı: “İnsanlarda ağalar gibi bün-âver olup doğduğu toprağı sahiplenir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köklü
– Esaslı
– İyi yerleşmiş
– Kökü olan
Cümle içinde kullanımı: “İnsanlarda ağalar gibi bün-âver olup doğduğu toprağı sahiplenir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yemen’de yetişen kahve ağacı
– Kahve ağacı yaprağı
– Kahve ağacı yaprağından yapılan turşu
– Temel
– Kütük
– Kök
– Kıç
– Alt taraf
– Dip
– Ağaç
– Meziyyet
Cümle içinde kullanımı: “Yemen’den özel getirilen bün itina ile yetiştiriliyor umarım kök salar ve yeşerir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ebleh ve belhâ çoğul biçimi
– Aptallar
– Eblehler
– Ahmaklar
– Zeka yoksunları
Cümle içinde kullanımı: “Bülh ve zekadan geri olan insanlara laf anlatabileceğini mi sanıyorsun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çok yüksek
– Daha yüksek
Cümle içinde kullanımı: “Bülend-tere ulaşan feryadımın şahidi sen ol Tanrım!”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzun ve yüce kanatlı
– Yüksekte uçan hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzünü kaplayan bülend-per Allah’ın verdiği kanatlarla bulutlara uçar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Makamı yüce
– Rütbesi yüksek
– Payesi yüksek olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bülend-pâye bir adam olarak geldiği kasabamız adına çok çalışıp didindi.”
Kelime Kökeni: Farsça-belend+Arapça-nazar
– İleri görüşlü
– Görüş gücü yüksek
Cümle içinde kullanımı: “Atam her zaman bülend-nazar biri olmasıyla tanınırdı.”
Kelime Kökeni: Farsça-belend+Arapça-kadd
– Uzun boylu
– Yüksek boy
– Kaddi bülend
Cümle içinde kullanımı: “Başı göğe değen bülend-kad kavak ağacı utanmasa bulutlara değecek.”
Kelime Kökeni: Farsça-belend+Arapça-î
– Yücelik
– Ululuk
– İzzet
– Ulviyet
Cümle içinde kullanımı: “Bülendî bir makama yerleşeceksiniz elbette ki hizmette kusur etmeyeceğiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-belend+Arapça-himmet
– Cömertliği çok üstün
– İyi çalışır kime
– Eli bonkör olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bülend-himmet paşamız sayesinde köylümüz bu kışı rahat geçirebilecek.”