Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Başı açık
– Saçı açık
– Şapka ile örtülmemiş
Cümle içinde kullanımı: “Bürehne-ser kadınlar bizlere haramdır efendim namümkün bakamayız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Başı açık
– Saçı açık
– Şapka ile örtülmemiş
Cümle içinde kullanımı: “Bürehne-ser kadınlar bizlere haramdır efendim namümkün bakamayız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yalın ayak
– Ayakları çıplak
Cümle içinde kullanımı: “Ey derdine bürehne-pâ yürüdüğüm dilber, korkma akan kan canımdandır sana zarar vermez.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çıplak
– Yalın
– Açık
– Süsüz
– Sade
– Örtüsüz
Cümle içinde kullanımı: “Salonda yer alan tüm eşyalar bürehne olarak adlandırılacak kadar süsten yoksun.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bürd denilen giysiyi yapan
– Bürd satan kimse
– Hurma
Cümle içinde kullanımı: “Bürdî olarak mahallemizde duran bu yaşlı amca geçenlerde vefat etmiş dediler.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hz. Muhammed’din hırkasına verilen ad
– Arapların giydikleri hırka
– Libas
– Üste giyilen giysi
– Altetme
– Götürme
– Taşıma
– Nakletme
Cümle içinde kullanımı: “Yeşim rengi elbisesinin üstüne giydiği bürde sicimden işlenmiş gibi parlıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kaybetme
– Kumarda ütülme
– Yitirmek
– Oyunda yenilmek
Cümle içinde kullanımı: “Bürd ü baht olan adam yenilgiye doymaz hırsından yanıp tutuşur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bilmece
– Bulmaca
– Bildirmece
– Araplara özgü bir kumaş
– Araplara özgü kumaştan yapılmış elbise
Cümle içinde kullanımı: “Ozanlar arasında yinelenen bürd hem oyundur hem de savaştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bedensel
– Bünye ile ilgili
– Bedenî
– Beden ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Bünyevî hastalıklar kalpten başlar derler, insanın önce kalbi sonra aklı rahat olmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Vücut yapısı
– Kuruluş
– Yapılış
– Strüktür
Cümle içinde kullanımı: “Bünyesi pek bir zayıftır soğuğa aşırı sıcağa gelemez hemen hastalanır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bina
– Yapı
– Duvar
– İnşaat
– Mimarlık eseri
– Bünye
Cümle içinde kullanımı: “Bünyân ancak usta ellerden çıkan dünya eseridir, bu kabiliyete sahip olanlar Allah’ın lütufkar kullarıdır.”