Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gururlu
– Çok kibirli
– Fazla mağrur
– Kurumlu
– Çalım satan
Cümle içinde kullanımı: “Görgüsüz cahhâf bir karaktere sahip olanlar şüphesiz ki en çok kendisine zarar verir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gururlu
– Çok kibirli
– Fazla mağrur
– Kurumlu
– Çalım satan
Cümle içinde kullanımı: “Görgüsüz cahhâf bir karaktere sahip olanlar şüphesiz ki en çok kendisine zarar verir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yüksek makam
– Onurlu mevki
– Mansıb
– Kadr
– Devlet hizmeti
– Kıymet
Cümle içinde kullanımı: “Câh sahibi olanlar bilhassa kibirli ve onurludur, bu sebepten burunları büyüktür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Seçilmiş yer
– Yer seçen
– Önceden ayarlanmış yer
Cümle içinde kullanımı: “Câ-güzîn olan bu tarla dedemden kalan son yadigardır kimselere satamam.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yer tutan
– Oturan
– Yer edinen
Cümle içinde kullanımı: “Otağımızda câ-gîr olunan bu yiğit gözü korkmayan, cesur ve atılgan biridir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Büyük torba
– Tekerlek mili
– Kirli su çukuru
– Korkuluk
– İçinde yıkılan bölüm
– Yunak
Cümle içinde kullanımı: “Cağa takılan yavru kediyi kurtarmak için koşarak geldi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Eziyet eden
– Cefa çektiren
– Zulüm eden
– Sıkıntı veren
Cümle içinde kullanımı: “Bilirim ki câfî olan muhakkak gazap bulacak, cezasını sonunda çekecektir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Çay
– Irmak
– Hz. Ali’nin kardeşi
– Küçük akarsu
– Dereden büyük ırmaktan küçük akarsu
Cümle içinde kullanımı: “Ca’fer ismini en küçük oğullarına vererek babalarını bizzat sevindirdiler.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cadı dilli
– Cadı gibi büyüleyici söz söyleyen
– Uz dilli
– Büyülü sözler söyleyen
Cümle içinde kullanımı: “Câdû-zebân sözleriyle hepimizi efsunlayıp kandırdı baksana.”
Kelime Kökeni: Ad
– Büyücülük
– Huysuzluk
– Cadıya yaraşır davranış
– Aksilik
Cümle içinde kullanımı: “Câdûlık makamına erişmiş biri olarak söyledikleriniz pek bir iyi niyetli hanımefendi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Büyücü düşmanı
– Büyücü öldüren
– Sihirbaz öldürücü
Cümle içinde kullanımı: “Câdû-keş mesleğini kendi kendine biçmiş, sözde bu görevin Allah tarafından kendisine lütfedildiğini düşünüyor.”