Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Oğlak burcu
– Keçinin yavrusu
– Oğlak
– Cedi
Cümle içinde kullanımı: “Dağların eteklerinde nazlı nazlı dolaşan cedy gibiydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Oğlak burcu
– Keçinin yavrusu
– Oğlak
– Cedi
Cümle içinde kullanımı: “Dağların eteklerinde nazlı nazlı dolaşan cedy gibiydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-cedvel+Farsça-keş
– Cedvel çekme sanatını iyi bilen kimse
– Sanatçı
– Kalemkeş
Cümle içinde kullanımı: “Levhaların kenarına o sanatsal çizgileri ve yaldızları çizen sanatkarlara Cedvel-keş adı verilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ecder sözünün müennes dişil biçimi
– Elem
– Acı
– Yakışır
– Uygun
– Müsait
– Uz
– Mütenasip
Cümle içinde kullanımı: “Cedrâ oyunları bularak çocukları eğlendirebilirsiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cüderâ
– Yakışan
– Uygun
– Münasip
– Layık
– Mutabık
– Müsait
– Yaraşır
Cümle içinde kullanımı: “Münakaşa eden tarafların cedîr konuları tespit edilmeli ve üzerinde bir konuşulmalıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İnce deri
– Duvar
– Zar
– Cedri
– Çeper
– İnce perde
Cümle içinde kullanımı: “Hayvanların cedîri insanlarından farklı olarak tüylü ve yoğun şekilde kıllıdır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Üçünü Ahmed döneminde çokça kullanılan gümüş para
– Yeni zolota
– Eski gümüş para
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde altın paraların yanı sıra cedîd zolota gibi gümüş paralarda yıllarca kullanılmıştır.”
Kelime Kökeni: Ad
– III. Mustafa adına 1171/1757 yıllarında bastırılan para
– Osmanlı döneminde bastırılan tuğralı altın para
Cümle içinde kullanımı: “Cedîd Zer-i Mahbûb, çok sevildiğinden ve rağbet gördüğünden sevilen para olarak anılmıştır.”
Kelime Kökeni: Ad
– III. Ahmed döneminde bastırılan altın para
– Yeni zincirli
– Osmanlı padişahı adına Tiflis ve Tebriz’de bastırılan altın para
Cümle içinde kullanımı: “Cedîd zencirekli olarak bilinen bu paraları kimden aldığını veya nerden bulduğunu söylemeyecek misin?”
Kelime Kökeni: Ad
– Osmanlı devleti döneminde 1128/1715 tarihinde bastırılan altın para
– Yeni İstanbul
Cümle içinde kullanımı: “Cedîd İslâmbol tarihiyle en eski sikkelerinden biridir ve tamamen altından üretilmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Gece ve gündüz
– Gece ile gündüz
– Cedîdân
Cümle içinde kullanımı: “Yıldızları ve bulutları bağrında taşıyan cedîdeyn, doğanın doğduğu noktadır aynı zamanda.”