Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gerçekleşmesi imkansız iş
– Yapılması imkansız şey
Cümle içinde kullanımı: “Emr-i mûhâl kılınmış tek şey ölümsüzlüktür, bu dünyada ölmeyen tek bir canlı yoktur.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gerçekleşmesi imkansız iş
– Yapılması imkansız şey
Cümle içinde kullanımı: “Emr-i mûhâl kılınmış tek şey ölümsüzlüktür, bu dünyada ölmeyen tek bir canlı yoktur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ümit
– Umut
– İhtiras
– Arzu
– Şiddetli arzu
– Tutku
– Tamah
– Ummak
Cümle içinde kullanımı: “Genç ve güzel Emel hanımın istekleri doğrultusunda siparişleri değiştirildi.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Örnekler
– Benzer şeyler
– Akranlar
– Müsaviler
– Eşler
– Modeller
Cümle içinde kullanımı: “Müşteriler için önceden hazırlanan emâsil biraz sonra gösterilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kimsesiz
– Öksüz
– Korumasız kimse
– Sığıntı
– Yetim
– Allah’ın emaneti
– Babasız
– Kimsesi olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Konuşurken rica ediyorum emânetullah çocukların kalbini kırmayın, onlara kendilerini eksik hissettirmeyin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İnsanın tutmak
– Kol
– Kulp
– İşlemek
– Araç ve gereçlerin sapı
– Döğecek kısmı
– Defa
– Kez
– Baskı
– Vasıta
– Mülkiyet
– Kolun parmak uçlarına kadar olan kısmı
Cümle içinde kullanımı: “El ele göz göze bu zorluğun da üstesinden gelebileceğimize inanıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Nitelikler
– Ölçüler
– Kileler
– Ölçekler
– Kileler
Cümle içinde kullanımı: “Ekyâl haksızlık yaparsa halk daima kandırılır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Pis boğaz
– Obur
– Çok yemek yiyen
– Doymak bilmeyen
Cümle içinde kullanımı: “Çocukluğundan beridir ekûl, sürekli yiyecekleri düşünen biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Daha mükemmel
– En olgun
– En kamil
– En eksiksiz
– En uygun
– En yetkin
– Kusursuz
Cümle içinde kullanımı: “Bu hayatta ekmel insan olabilmenin şartı kendini tanımaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yeme
– Yemek yiyen
– Yemek yemek
– Yemek işi
Cümle içinde kullanımı: “İnsanı bir ihtiyaç olan ekl engellenemez ve şartlandırılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Obur
– Çok yiyen
– Doymak bilmeyen
– Gereğinden fazla yemek yiyen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli yemek yer durursan sonunda ekkâl birine dönüşürsün.”