Kelime Kökeni: Ad
– Maliye nezareti
– Defterdarlığın görevi
Cümle içinde kullanımı: “Defterdarlık çok uzakta değil hemen gidip gelirsin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Maliye nezareti
– Defterdarlığın görevi
Cümle içinde kullanımı: “Defterdarlık çok uzakta değil hemen gidip gelirsin.”
– Gömmek
– Cenazeyi mezara koymak
– Defnetmek
– Ölüyü toprağa koymak
– Ölüyü toprağa vermek
Cümle içinde kullanımı: “Cenazeyi defn etmek bize düşer, ölüyü ortada bırakacak değiliz ya.”
– Başından savmak
– Ortadan kaldırmak
– Kovmak
– Bir adamı zorla işten çıkarmak
– Baştan savmak
– Defetmek
– Savuşturmak
– İstenmeyen birini uzaklaştırmak
– Geçirmek
Cümle içinde kullanımı: “Başındaki bütün zorbaları def etmek istiyorsan öncelikle hayır demeyi öğrenmelisin.”
– Çabalamak
– Kımıldanmak
– Hareket etmek
– Yerinde hafifçe hareket etmek
– Devinmek
Cümle içinde kullanımı: “Sinirlerimi hoplatıp deprenmek suretiyle beni deli edeceksiniz.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Merkür
– Utarit
– Güneşe en yakın olan gezegen
Cümle içinde kullanımı: “Debîr-i felek kayalık dolu gezegenlerden biridir, bilinen bir uydusu yoktur.”
– Arka üstü yatıp iki yana çabalamak
– Çırpınmak
– Tepinmek
– Kımıldamak
– İhtilaç etmek
Cümle içinde kullanımı: “Acı içinde debelenmek istemiyorsan eline koluna hakim ol.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Çıplak
– Başının üstünde saç olmayan
– Saçı olmayan
– Üzerinde ot bitmemiş
Cümle içinde kullanımı: “Kafasına bakan dazlak sanır bilerek kendini kelleştiriyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Pek dar
– Bol karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Elbisenin dayyık olanı, çenenin düşük olanı çekilmez.”
Kelime Kökeni: Ad
– Dayı karabeti
– Babayiğitlik
– Ağalık ve kahramanlık
– Kayırıcılık
– Dayı olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Kendisine dayılık eden birini bulmuş, epey de varlıklı diyorlar”
– İtimat etmek
– Güvenmek
– Arkasını veya bedenin diğer bir yerini bir şeye yükleterek durmak
– Yaslanmak
– Sebat etmek
– Mukavemet etmek
– Kendini dayamak
Cümle içinde kullanımı: “Bunca acıya ve ıstıraba dayanmak nasıl zor bir imtihandı anlatamam.”