– İki tarafı eşitlemek
– İki tarafa bakıp aramak
– Gözetlemek
– Dengelemek
– Bir cismi denge durumuna getirmek
– Gizlice bakmak
Cümle içinde kullanımı: “Her iki tarafında birbirine çektirdikleri eziyeti birbirine denglemek mümkün olmazdı.”
– İki tarafı eşitlemek
– İki tarafa bakıp aramak
– Gözetlemek
– Dengelemek
– Bir cismi denge durumuna getirmek
– Gizlice bakmak
Cümle içinde kullanımı: “Her iki tarafında birbirine çektirdikleri eziyeti birbirine denglemek mümkün olmazdı.”
– İçki içmek
– Kafayı bulmak
– Çayın suya kokusunun ve tadının geçmesi
– Pilavın piştikten sonra beklemesi
– Alkol almak
– Keyfi yerinde olmak
– Sarhoş olmak
Cümle içinde kullanımı: “Şiirlerin köşesinde demlenmeyi, gözlerinin ışıltısına bakarak hayallere dalmayı özledim.”
– Kol demiri ile kapatmak
– Etrafını demir ile çevirmek
– Gemi demir atmak
– Limanda durmak
– Demire bağlamak
– Demire vurmak
Cümle içinde kullanımı: “Sonunda demirleyecek, beni güvenli ve korunaklı tutacak bir liman buldum.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Kutup yıldızı
– Kuzeyi belirleyen yıldız
– Kuzey yıldızı
Cümle içinde kullanımı: “Başka surette görünen yalanlardan korunmak için kendi demirkazığını bulmalısın.
Kelime Kökeni: Ad
– Zırh
– Demir levhalardan yapılan giysi
– Bürgüt
– Örtenek
Cümle içinde kullanımı: “Savaşa atılmadan önce demirden gömlek giymeli sonra kendini siper etmelisin.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Az evvel
– Az önce
– Hemencecik
– Çabucak
– Kısa sürede
Cümle içinde kullanımı: “Ruhumun karanlık ortasında demincek peydahlandın. “
– Söylemek
– Ağızdan bir söz çıkarmak
– İsim vermek
– Rivayet etmek
– Tesmiye etmek
– Nam takmak
– Nakil etmek
– Düşünmek
– Yargıya varmak
Cümle içinde kullanımı: “Demek ki sükunetim sana bu cesareti verecek kadar ölçüsüzdü.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hamamda müşterileri keseleyerek yıkayan görevli
– Hizmetçi
– Tellâk
– Hamamda insanları keseleyen erkek
Cümle içinde kullanımı: “Dellâk gelip seni bir güzel çitilemeden önce biraz su dökün.”
– Ovuşturmak
– Ovmak
– Bir şeyin üzerinde bastırarak el sürmek
– Sürtmek
Cümle içinde kullanımı: “İki taşı birbirine delk etmek suretiyle kıvılcım çıkartabilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Derviş hırkası
– Eski elbise
– Ovma
– Ovuşturma
– Sürtünme
– Oğuşturmak
– Ovmak işi
Cümle içinde kullanımı: “Donan yeri buzla delk etmek lazım gelir, yoksa ölecek.”