Kategori arşivi: Gündem

Hindistan Ay’a İnen 4. Ülke Olması Şansını Yakalayamadı!

Hindistan Ay görevleri için Chandrayaan-2 isimini verdikleri bir uzay aracı tasarlamışlardı.  Ay’ın güney kutbunda su araması için tasarlanan uzay aracı görevi başarabilseydi bir ilk olacaktı.  Chandrayaan-2’den  yüzeye 2 kilometre kala bağlantı koptu.  Ay’a inen 4. ülke olma şansını böylelikle kaçıran Hindistan, uzay aracı başarılı bir iniş yapsaydı tarihe adını kazıyacaktı.

Ay’ın Güney kutbuna yakın bir bölgesine iniş yapması tasarlanan robotik uzay aracı yaklaşık bir buçuk aylık bir yolculuk gerçekleştirdi.  Hindistan’ın Chandrayaan-2 ismini verdikleri uzay aracı cumartesi günü aya bir iniş gerçekleştirmeye çalıştı. İniş yapmada başarısızlık yaşanan uzay aracından, yüzeye 2 kilometre kala iletişim koptu.

Chandrayaan-2 başarılı bir iniş gerçekleştirebilseydi, içerisindeki Pragyan robotik aracıyla Ay’ın güney kutbunda su arayan ilk uzay aracı olacaktı.

Daha önce Ay’ın yüzeyine başarılı iniş yapan ABD, Sovyetler Birliği ve Çin’den sonra 4. olma şansını kaybeden Hindistan bu fırsatı kaçırdı.

150 Milyon dolara mal edilen Chandrayaan-2, Hint Uzay ajansından yapılan açıklamaya göre yüzeye 2.1 kilometre kalana kadar olması gerektiği gibi çalıştığı belirtildi.  Devamında gelişen olaya ilişkin tüm verilerin inceleneceğini açıkladılar, başarılı bir iniş gerçekleştirilmesi umulan uzay aracı su aramasının dışında Ay üzerindeki sarsıntıları d ölçecekti…

Facebook’tan Yeni Skandal! 217 Milyon Kullanıcının Telefon Numarası İfşa Oldu…

Skandalı ilk olarak TechCrunch adlı bir internet sitesi duyururken, bütün gözler Facebook’a yöneltilmişti.  Sürekli olarak güvenlik duvarı yıkılan Facebook, yakın zamanda aldığı rekor ceza ile çok konuşulmuştu.  Üstüne bir darbe daha yiyen şirket, iddiaları doğruladı.

217 Milyon kullanıcının telefonu internette ifşa edildi.  210 milyonu 3  ülke, geri kalan 16 milyonu farklı ülkeler olmak üzere internete sızdırıldı.  Gelişmeler sonrasında kritik bir açıklamada bulanan ABD’li medya şirketi 217 milyon kullanıcısının telefon bilgileri de olmak üzere kişisel bilgilerinin intertet bazlı bir veri tabanında paylaşıldığı belirtti.

Güvenliksiz ortamda kullanıcıların kişisel bilgilerini yayınlayan veri tabanının bu saldırıyı nasıl gerçekleştirdiği ve kimler tarafından oluşturulduğunu incelemeye aldıklarını belirtti.

Facebook hesaplarına ve numaralarına şifresiz erişim sağlayan veri tabanı TechCrunch sitesinin verilerin ifşa edildiğini duyurmasının ardından, veri tabanına erişim kaldırıldı.

Geçtiğimiz yıllarda facebook kullanıcılarına telefonla arama özelliği getiren şirket, kötü niyetli kişilerin bu sistemi manipüle ederek milyonlarca telefon numarasını deneyerek kimler tarafından kullanıldığını keşfetmeye çalıştıklarını belirtti.

Gizlilik ayarlarının değiştirmeyen kullanıcıların telefon numaralarının internette güvenliksiz şekilde olabileceği belirtilirken, bunların çoğunun hedaplarına bağladıkları telefon numaraları olduğu düşünülüyor.

İnternete sızdırılan 217 milyon telefon numarası kayıtların 133 milyonu ABD, 18 milyon İngiltere, 50 milyondan daha fazlası Vietnam’daki kullanıcılara ait.  Geriye kalan 16 milyondan fazla numara başka ülkelerdeki kullanıcılara ait.

Film Gibi Ama Gerçek; Hafızasını Kaybeden Kadın, Tekrar Kocasına Aşık Oldu!

Bir insan aynı kişiye iki kere aşık olabilir mi? Bu sorunun cevabını yakın bir zamanda gerçek bir hikaye verdi.  Kayıtlara geçen bu mutlu son hikayesi başlangıçta aşka inanmayanların bile kalbine dokunacak cinsten.  Birbirine aşık olan bir çift severek evlendi, talihsiz bir olay sonucunda ikinci kez birbirlerine aşık oldular!

Hikayemizin başlangıç yeri British Columbia’da gerçekleşti.  Vancouver Adasının Saanich ilçesinde yaşayan genç kadın kötü bir kaza geçirdi.  23 yaşındaki Laura Faganello 2 yıl önce iş yerinde kafasına düşen direkle travmatik bir beyin hasarı geçirdi.

Doktorların söylediğine göre şiddetli hafıza kaybı yaşıyordu.  Laura kazadan sonra uyandığında 17 yaşında olduğunu sanıyordu.  Fiziksel olarak kazadan sağlam olarak kurtulmasına rağmen son yıllarını, 9 ay önce evlendiği hatırlamıyordu.

Hayatının önemli anlarını hatırlamayan Laura kocası Brayden’i da unutmuştu.  Yıllar önce mektup arkadaşı olarak tanışan çift bir süre beraber yaşadıktan sonra evlenerek mutluluğa imza atmışlardı.  Kaza sonrasında eşinin yanında olan Brayden, fedakarlık örneği oldu.  Bir süre karısını rahat bıraktı paylaştıkları evde iki arkadaş gibi yaşamaya başladılar.

Adını bile hatırlamayan karısına her gün aşk notları bıraktı.  Aynı evde oda arkadaşı olarak yaşadıkları süre boyunca not yazmaktan asla bıkmayan Brayden, sabrının mükafatını sonunda aldı.  Laura kocası olduğunu hatırlamasa da Brayden’e yeniden aşık oldu.  Kocasına çıkma teklif eden Laura, hatırlayamadığı kocasına ikinci kez aşık olmuştu.

Mutluluktan havalara uçan kocası ise ikinci kez evlenmeyi teklif etti.  Çift yeniden evlenirken, Laura hastane çıkışını şöyle anlattı.

Yatağımda uyanıyordum ve onun kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Rahatsız edici bir anıydı. Brayden için de bu durum çok zordu çünkü kendi karısı bir yabancı gibi davranıyordu.

Gençlik Nereye Gidiyor sorusuna Üniversiteli Gençten Cevap!

Gençlik Nereye Gidiyor? sorusunu köşe yazarlığı yaptığı Türkiye Gazetesinde yayınlayan Salih Uyan, hayali üniversite öğrencisi ağzından bir mektupla cevapladı.  Mektupta öyle noktalara değiniliyordu ki, gençlerin değil yetişkinlerin yaptığı yanlışlar yüzünden dünyanın geriye gittiğini anlatıyor.

Her şeyi gençlerden beklerken, yetişkinlerin kabahatlerini ve yanlışlarının sorumluluğunu almadıklarını gün yüzüne çıkartıyor.  Gençlerin dilinden kendine yazdığı mektupla bir çok önemli konuya parmak basan mektubun içeriğini olduğu gibi yayınlıyoruz!

Sayın Salih Uyan,
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Bu ülkede yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?
15 Temmuz’u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?
Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?
Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?
Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?
Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın ve “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin.
Çünkü sizler bu ülkenin bugünüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.
Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren sizlersiniz.
Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.
Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.
Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz!
Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve bunlardan kaç tanesi Osmanlıyı anlatıyor, bir bakın. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz!
Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın! Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.
Zaten İstanbul da artık Fatih’in fethettiği İstanbul değil.
Kalın sağlıcakla…

Netflix Türkiye’den Sevindiren Haber!

Rtük tarafından başlatılan İnternet üzerinden yayın yapan bütün platformların lisans alma zorunluluğu bu hafta içinde yürürlüğe girdi.

İnternet üzerinden yayın yapan televizyon kanalları ve medya kuruluşlarına getirilen lisans zorunluluğunun yanında, Rtük’ün uygun bulunmadığı yayınlar sınırlandırılacak.  Türkiye gündemine oturan Netflix’in lisans başvurusunda bulunmayacağı haberi, bir çok insanı endişelendirmişti.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) internet üzerinden yayın yapan televizyon ve medya platformlarına getirdiği denetim ardından, bütün gözler Netflix’in üzerine çevrilmişti.

RTÜK’ün başkanı Ebubekir Şahin’in resmi twitter hesabından yaptığı paylaşımda müjdeli haberi duyurdu.

Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların internet ortamından sunumuna ilişkin NETFLIX, BLU TV, PUHU TV, TURKCELL, VODAFONE, DIGITURK, TİVİBU gibi sektörde etkili yayıncıların da aralarında bulunduğu 600’ün üzerinde kuruluştan lisans ve izin başvurusu aldık. Hayırlı olsun.”

Hemen arkasından Netflix Türkiye resmi twitter hesabından yapılan açıklamalarda bu haberi doğruladı.

“Benim sizi bırakmaya hiç niyetim yok… Söylentilere kulak asıp kendinizi lütfen üzmeyin”

Twitter kullanıcılarından birinin “Kanka sansür olayı da yok dimi?” sorusuna cevap veren Türkiye Netflix hesabı böyle bir talep almadıklarını belirtti.

“Çocukları yaşlarına uygun olmayan içeriklerden korumak ekipçe önceliğimiz. Bunu yaparken senin istediğini özgürce izlemen de bizim için bir o kadar önemli. Ayrıca böyle bir taleple karşılaşmadık.”

Ürkütücü Oyuncak Bebek Adasındaki Tuhaf Gizem!

Korkunç görünümüyle ilgi görmeye başlayan küçük ada, ürkütücü görüntüyle adrenalin sevenlerin yeni adresi olarak görülüyor.  Arkasındaki gizemle birlikte oyuncak bebeklerin ağaçlara asılı olduğu ada, tuhaf bir görüntüye sahip.

Mexico City’nin güneyinde kanallarla çevrili kırsal alan Xocimilcho’da yer alan Oyuncak Bebek Adası hikayesini duyanların kanını dondurmaya yetiyor.

 

Su kanallarıyla etrafı çevrili olan adanın farklı ve özel olmasını sağlayansa oyuncak bebeklerle dolu olması.  Bu oyuncak bebeklerin çoğunun kolu ve bacağı yok.  Adanın hikayesi yıllar öncesine dayanıyor, küçük bir kız çocuğunun su kanallarına düşerek kaybolmasıyla başladı.

Don Julian Santana adındaki bir adam vahim olaydan sonra su kanallarının içinden kız çocuğuna ait oyuncak bebeği buluyor.  Küçük kızın ruhunu onurlandırmak isteyen ve adayı kötü ruhlardan korumak isteyen adam bulduğu bebeği ağaca asıyor.

Zaman içinde bunu bir ritüele ve saplantıya dönüştüren adam adadaki bütün ağaçlara oyuncak bebekler asıyor.  Bütün ağaçlar kafası, kolu yada bacağı eksik bebeklerle dolarken, hikayenin en tuhaf kısmı ise Julian Santana’nın da 2001 yılında su kanalında tıpkı kız çocuğu olayındaki gibi boğularak ölmesi.

İnsanlar tarafından garip ve korkutucu bir atmosferi olduğu söylenen ada, Julian Santana’nın ailesi tarafından düzenlenen turistik gezilerle doluyor.  Dünya genelinden bu sıra dışı esrarengiz adayı ziyarete bir çok turist akın ediyor…

Ünlü Şarkıcı Havai Fişek Yüzünden Hayatını Kaybetti!

Ünlü şarkıcı ve dansçı olan İspanyol Joana Sainz, konser verdiği sırada karnına isabet etmesiyle hayatını kaybetti. Konser anında yaşanan faciayı seyircilerden biri telefonuna kaydetti!

Las Berlanas şehrinde düzenlenen festival kapsamında sahneye çıkan Joana Sainz bir kazaya kurban gitti.  Ünlü İspanyol şarkıcı 15 kişiden oluşan Süper Hollywood Orkestrası ile birlikte sahne aldı.  Dans gösterisi başladığında hem şarkıcı hemde dansçı olan Sainz’in dans ettiği sırada havada havaiyi fişek gösterisi başladı.

Havaiyi fişekleri atan cihazın bozulmasıyla birlikte sahnede dans eden Sainz’in karnına havaiyi fişek isabet etti.  Dansçılar kazayı fark ederek hemen Sainz’in yanına koştu, seyircilerin görüntülere şahit olmaması adına perde hemen kapatıldı.

Konser verdiği binlerce kişinin karşısında kaza nedeniyle kendinden geçen şarkıcı, apar topar hastaneye kaldırılmasına rağmen kurtulamadı…

 

27 Defa Bıçaklanarak Can Çekişen Gence Yardım Edilmesini Engellediler!

Batman Otobüs terminalinde Kan davası nedeniyle defalarca bıçaklanarak öldürülen 20 yaşındaki Suat Yüksekbağ, kanlar içinde dakikalarca can çekişti.  Elindeki bıçaklar ve sopalarla polis ve çevredekilerin yardım etmesini engelleyen zanlılar R.K ve A.K adlı kardeşler bir çok insanın önünde 20 yaşındaki genci vahşice öldürdüler!

Şehirlerarası otobüs terminalinde meydana gelen olayda canını kaybeden Suat Yüksekbağ, Siirt’ten babasının mevsimlik işçi olarak çalıştığı Batman’a ziyarete gelmişti. Henüz askerden yeni terhis olan genç Siirt Baykan’a dönmek için otobüs terminaline geldiğinde R.K ve A.K kardeşlerin bıçaklı sopalı saldırısına uğradı.  Aldığı bıçak darbeleriyle yere yığıldığında, bıçaklı ve sobalı olan saldırgan kardeşler gencin başında bekleyerek kimseyi yanaştırmadı.

Yaralıya yardım etmek isteyen çevredeki insanlar ve polisler saldırganların direnişleri yüzünden kan kaybeden gence yaklaşamadı.

Polislerden biri saldırgan katillerden birine silah doğrulturken, diğer polis ekipleri olay yerinde toplanan kalabalığı dağıtmaya çalıştı.  Olay anları kamera görüntüleriyle an be an kayıt altına alınırken yaralının başından çekilen kardeşler hemen tutuklanarak gözaltına alındı.

Çok sayıda bıçak darbesi olan genç olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Batman Bölge Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastanede hayatını kaybeden genç otopsi yapılmasının ardından toprağa verilmek üzere Siir’in Baykan ilçesine götürüldü.

Güvenlik kamerasının kaydettiği görüntülerde genç yerde kanlar içerisinde yatarken, bir polisin katillerden birine silah doğrultu görülüyor. Başka bir polis ise elinde biber gazı tutarak kalabalığı dağıtmaya çalışıyor.

Video rahatsız edici görüntüler içermektedir !

30 Ağustos 1922’de gerçekleşen Büyük Taarruzun Zafer Bayramı ilan edilişi !

Tüm yurdu bayrağımızla donatan, coşkuyla ve sevinçle kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı bu gün itibariyle 97. yıl dönümünü kutluyor.  Yurdumuzda ve KKTC’de ve dış temsilciliklerde törenler düzenlenerek kutlanan 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü, ülkemizin kuruluş başarısını bir kez daha bizlere hatırlatıyor.

97 yıl boyunca minnetle, coşkuyla ve mutlulukla kutladığımız bu özel gün milletimizin yeniden ayağa kalktığı başarı öyküsünün bir parçası.  1926 yılında yayınlanan genelge ile tüm yurtta ve cihanda 30 Ağustos’un hatırlanması güvence altına alınmıştı.

5 gün 5 gece süren Büyük Taarruzun 30 Ağustos 1922’de Türk Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştı.  Bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu simgeleyen Taarruz, büyük bir gizlilik titizlikle yürütüldü.  Büyük Taarruzun tarihini ve planını sadece Gazi Mustafa Kemal Paşa ve yanındaki iki yakın asker arkadaşı dışında kimse detaylara sahip değildi.

Ankara’da yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi dördüncü kez Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya olağanüstü yetkilerle Başkomutanlık unvanı verildi.  Büyük Taarruz’un kesin tarihini gizleyen ve sürekli erteleyen Gazi Mustafa Kemal Paşa şöyle diyordu,

Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak saldırı, hiç saldırı yapmamaktan daha kötüdür!

200 bin Türk Ordusu nihayet toplandığında, dışarıdan yabancı birisinin söylediğine göre “Türk ordusu çıplak denilecek derece de kötü giydirilmişti”.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 16 Haziran 1922’de Büyük Taarruza karar verdiğinde bunu sadece İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Kazım Özalp’e bilgi verdi.  Savaşın planına göre Taarruz tam bir baskın şeklinde gerçekleşecek, Yunan ordularının İzmir’le olan ilişkisi kesilecekti.

15 Ağustosa kadar hazırlıkların tamamlanmasını isteyen Başkomutan Mustafa Kemal, Akşehir’de ordu takımları arasında yapılan futbol maçını seyretme bahanesini öne sürerek diğer komutanları bir araya getirdi.  Taarruz planını ve ayrıntılarını anlattığında Nurettin Paşa hariç diğerleri uygun bulmamış ve kötü sonuçlanacağını açıklamışlardı.

Başkomutan Mustafa Kemal kararından vazgeçmeyerek;

“Tarihe karşı bütün sorumluluğu ben kendi üzerime alıyorum” diyerek toplantıyı bitirdi.

Hazırlıkların tamamlanmasına rağmen Başkomutan Mustafa Kemal son bir kez barış teşebbüsünde bulundu.  Fethi Okyar’ı Avrupa da bağlantı kurması için yolladı.  Paris ve Londra’da soğuk bir biçimde karşılanan ve iyi niyetlerinini geri çevrildiğini Ağustos’un ortalarında hükümete verdiği raporda bizzat belirtti.

Milli amaçlarımıza ulaşılması ancak askeri faaliyetlerle gerçekleşecektir, başka incelemeye ve yoruma gerek yoktur!

Taarruz için düğmeye basıldığında Mustafa Kemal Paşa 17/18’e bağlayan gece Ankara’dan otobüse binerek gizlice ayrıldı. Gidişini sadece bir kaç kişi biliyordu, hatta aldanmayı sürdürebilmek için 21 Ağustosta paşanın Çankaya’da çay partisi verdiği gazetelerde haber olarak çıktı.

20 Ağustos’da Akşehir’de olan Paşa, diğer komutanları toplarak 26 Ağustos sabahı taarruzun başlayacağını harita üzerinden göstererek bildirdi.   21 ve 22 Ağustos boyunca çadırında Çalıkuşu’nu okuyan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bir nevi savaş öncesi inzivaya çekilmişti.

Tarih 25 Ağustos’u gösterdiğinde Anadolu’nun üzerine bir ölüm sessizliği indi ve bütün dış bağlantılardan koptu.  Türk birlikleri o gece düşmana 400 metreye kadar yakınlaşmış pusuya yatmıştı.  Saat 4.30’u gösterdiğinde Mustafa Kemalpaşa, Kocatepe’nin zirvesine gün doğmadan çıkmıştı.  Türk topçusu ateşe başladığında Yunan orduları uykularından yeni uyanıyorlardı.

Mustafa Kemal Paşa 27 Ağustos Pazar günü sabah erken saatlerinde 57. Tümen Komutanı Albay Reşat beyi arayarak “Niçin hedefinize varamadınız?” diye sordu.  Albay Reşat bey yarım saat içinde Çiğlitepe’yi alarak hedefine varacağını söyledi.

Mustafa Kemal Paşa yarım saat sonra tekrar aradığında telefona başka bir asker karşılık verdi.  Albayın bıraktığı notu sesli şekilde okudu.

Yarım saatte size o mevzileri almak için söz verdiğim halde sözümü tutamamış olduğumdan dolayı yaşayamam

Albay Reşat Bey sözünü tutamamanın mahcubiyeti ile kendi silahıyla intihar etti.  Akşam saatlerinde ise Çiğiltepe çoktan Türk Ordularına aitti.  Yunan orduları geri çekilerek İzmir’e doğru kaçarken Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Türk ordularına tarihi emrini verdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları… Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muhaberesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun esas unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ederek büyük ve necip milletimizin fedakarlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz…

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!…

Öyle büyük, öyle muazzam bir zaferdi ki, Türk ordusu Akdeniz’e girerek Yunan ordularını yalın ayak denizden döktü.  Kuvayi Milliye Destanı yazılırken yurdumuz düşman işgalinden temizlenmişti!

Neslihan Doğrusöz Değişim Sonrası Yeni İsmini Duyurdu!

Televizyonda düzenlenen moda yarışmasıyla adını duyuran güzel yarışmacı Neslihan Doğrusöz, İnsatagram hesabından yeni kimliğini açıkladı!

Yeni imajını ve seçimini fotoğrafını afişe ederek yayınlayan Doğrusöz, paylaşımın açıklamasına “Merhaba benim adım Doruk” yazarak adını değiştirdiğini açıkladı.

 

İşte Benim Stilim yarışmasıyla üne kavuşan Neslihan Doğrusöz, bayan sevgilisiyle objektiflere yansıdığında , “Sakal ektirdim.  Yakın zamanda yeni halimle ortaya çıkacağım” diyerek bütün ipuçlarını vermişti. Son halini ve yeni ismi Doruk’u fotoğrafıyla birlikte takipçileriyle paylaşan Doğrusöz’ün bu değişimi Rüzgar Erkoçlar’ı anımsattı.

Fotoğrafında sakallı, dövmeli ve oldukça yakışıklı görünen Doğrusöz, bundan sonr Neslihan ismini değil Doruk adını kullanacak.  Paylaştığı fotoğraf binlerce beğeni ve yorum alırken, cinsiyet değişikliği için kötü yorumlarda bulunanlarda çıktı…

İşte Doruk Doğrusöz !