Kategori arşivi: Gündem

Usta Oyuncu Tarık Ünlüoğlu Hayatını Kaybetti

Son olarak Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol alan Türk sinema ve tiyatrosunun ünlü ismi Tarık Ünlüoğlu hayatını kaybetti.  61 yaşında olan usta oyuncu, geçtiğimiz ay akciğerinde meydana gelen sağlık problemi nedeniyle acilen hastaneye kaldırılmıştı.

Dizide Ünal Kaplan karakterine can veren ünlü oyuncu, meydana gelen hastalığı yüzünden diziyi bırakmak zorunda kalmıştı.  Bir süredir kaldığı hastanede tedavi gören Tarık Ünlüoğlu’dan bu gün kötü haber geldi.

Türk sinemasının ve tiyatrosunun ünlü isimlerinden biri olan Tarık Ünlüoğlu’nun 61 yaşında hayatını kaybetti…

Türkiye-Libya Hattında Rehine Operasyonu

Arap bir iş adamı fidye karşılığında Libya’da kaçırılınca, Türk polisi devreye girdi.  Rehin olarak tutulan iş adamı için 800 bin dolar fidye istenirken silahlı grubun Türkiye’de bağlantısı olduğu bilgisine ulaşıldı. İstanbul polisi bağlantıyı tespit ederek rehine krizini uluslararası operasyonla çözdü.

Libya- İstanbul’da düzenlenen eş zamanlı operasyonla Arap iş adamı kurtulurken, fidyeciler yakalandı.

Öldürülen devrik Libya Lideri Kaddafi’nin generallerinden birisinin oğlu olduğu iddia edilen Abdalnasser İbrahim Naili, ülkesindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye yerleşmişti.  İstanbul’a yerleşen El- Naili (30) döviz bürosu ve tekstil atölyesi işletiyordu.  El-Naili’nin  Libyalı iş adamı olan bir arkadaşı iki ay önce kaçırıldığında, kaçıran şahıslar Türkiye de bulunan bağlantıları aracılığıyla Abdalnasser İbrahim Naili’den 20 bin dolar fidye istedi.

Silahlı örgütün Türkiye bağlantılarına parayı teslim ettiğinde yakının serbest kalmasını sağlayan Abdalnasser İbrahim Naili’den 2 ay sonra tekrar fidye istendi.  Libyalı iş adamını tekrar kaçıran örgüt, bu sefer fidye karşığında 800 bin dolar istedi.  Paranın ödenmemesi halinde akrabasını öldüreceklerini söyleyerek El-Naili’yi tehdit etti.

Abdalnasser İbrahim Naili onu arayan silahlı örgütle telefonda pazarlık ederek fidye ücretini 70 bin dolara düşürdü.  Silahlı örgü El-Naili’ye ödenecek tutarın Türkiye’de bağlantısı olan kişilere vermesini istedi.  Buluşma yeri ve tarihini 28 Eylül cumartesi günü  döviz bürosu olarak kararlaştırıldı.

Libyalı Abdalnasser İbrahim Naili, Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğüne şikayette bulunarak rehine durumunu anlattı.  Adamın ifadesinden yararlanan Fatih İlçe Emniyeti Libya makamları ve Libya’nın İstanbul Başkonsolosluğuyla iletişime geçti.  Libya’lı iş adamı Abdalnasser İbrahim Naili’den akşam saat 16;30- 17:00 parası vermesi ve herhangi bir tepki vermemesi istendi.

Döviz bürosuna randevu saatinde gelen fidyecilerin Türkiye bağlantısı olduğu ortaya çıkan İbrahim E. parayı aldığı anda polisin düzenlendiği baskınla yakalanarak göz altına alındı.  Aracı olduğunu  ve asıl organizatörün Esenyurt’ta saklanan Abdulbadia Altushanı Abdullah (23) olduğunu itiraf etti.  Polisle iş birliğine giden İbrahim E., Koza mahallesindeki bir evde saklanan Abdulbadia Altushanı Abdullah’ın adresini ifadesinde emniyet güçlerine verdi.

Adrese baskın yapan Özel Hareket polisi fidyeciyi yakalayarak gözaltına aldı. Türk polisi önderliğinde Libya Konsolosluğu ve Libya İçişleri Bakanlığı yetkileri ile görüştürülen fidyeci, ülkesinde rehin aldıkları iş adamının rehine olarak tutulduğu adresi polise bildirdi.

Tespit edilen adrese yerel saat 23:00 civarında Libya güvenlik güçleri baskın düzenleyerek rehineyi kurtardı.  Türk ortağı İbrahim E. ile Libyalı Abdulbadia Altushanı Abdullah İstanbul’da sorguya alındı.  Libya’da yakalanan ve fidye işine karışan şahısların tutuklandığı haberi bildirildi.

Libya’lı iş adamı Abdalnasser İbrahim Naili, Türk polisine teşekkür ederek minnetini şu sözlerle belirtti;

“Bizim bir arkadaşımızı Libya’da rehin aldılar. Fidye için para istediler. Pazarlık soncunda 800 bin dolardan 70 bin dolara indiler. Biz Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne haber verdik. Parayı alan kişiyi gözaltına alındı. Ardından gözaltın alınan kişinin yardımıyla ikinci kişiye ulaşıldı. Türk polisi ardından Libya Konsolosluğu’na bilgi vererek iş adamının tutulduğu adresi paylaştı. Libya’da düzenlenen operasyonla rehin alınan arkadaşımız kurtarıldı. Türk polisinin çok büyük katkısı var onlara teşekkür ederiz. Polise başvurarak en doğru şeyi yaptık” dedi.

Başkası yerine hapis yatan, iki kez askerlik yapan dünyanın en talihsiz adamı!

14 yıldır geçirdiği iş kazasını ispatlamakla uğraşan dünyanın en şanssız adamı, iki kez askerlik yaptığı gibi başkasının yerine hapiste yattı.  Doğduğunda ismi ve cinsiyetinin yanlış yazılması üzerine hayatında büyük sıkıntılar çeken adam karışan SGK  primleriyle de uğraşmak zorunda kaldı!

Antalya’da yaşamını sürdüren 53 yaşındaki talihsiz adamın ismi Ersin Akbaş. İsmiyle başlayan karışıklık sonucu bir çok sıkıntı yaşayan adamın ismi ilk olarak Ergün olarak nüfusa geçirilmiş ve cinsiyetinin kadın olduğu kayıtı açılmış.  Kayıt sonrasından düzeltilmesine rağmen okul hayatında bu yanlışlık silsilesi, ilkokul diplomasının Ergun olarak yazılmasıyla devam etti.  Diplomasına itiraz edilerek adının düzeltilmesini talep ettiğinde ikinci diploma da adı yine yanlış yazılarak bu sefer Ergin olarak yazıldı.

İki kez askerlik yaptığını iddia eden Ersin Akbaş, 1986-1987 yılları arasında kendi adına 18 aylık askerlik yaptı.  1990 yılında ortaya çıkan Körfez Kriziyle seferberlik ilan edilmesiyle Ergün ismiyle tekrar askere çağrıldı.

2008 yılında dava açarak gerçek ismine kavuşan adam, yeni kimliğine kavuştuğunda da bahtı bir türlü dönmedi.  2011 yılında başkasının yerine hapis yattı, yaşadıklarıyla ilgili ise sıkıntılarını şu kelimelerle dile getirdi.

“Benim çektiğim mağduriyeti Allah kimsenin başına vermesin”

Doğduğu günden bu yana ismiyle ilgili yaşadığı sorunlar bitmediği gibi iş bulma ve sigorta primi ödemeleriyle başı yine derde girdi. Ersin Akbaş, 2005 yılında çalıştığı çelik imalatı yapan iş yerinde kaza geçirdi.  Sigortasız olarak çalıştığı iş yerinde iddia ettiğine göre demir yükleyen vincin halatlarının kopmasıyla, kafasına demir isabet etti.

İş yeri sahibi ve vinç operatörünün baygın olarak hastaneye götürülen Ersin Akbaş, iddialara göre hastane kayıtlarına kendisi düştüğü işlendi.  Normal kaza olarak kayıtlara geçen iş kazası SGK’ya bildirilmedi.

Kaza sonrası tedavisi tamamlandığında Akbaş’ın görme yetisinde %70 kayıp oluştu. Sigortasız çalıştırıldığını ve kazanın normal kaza olarak bildirildiğini tedavi sürecinde öğrenen Akbaş, hizmet ve iş kazası tespiti için dava açma yoluna gitti.  14 yıldır süren dava boyunda 4 avukat değiştiren Akbaş, olayın tek tanığı olan iş arkadaşının da vefat etmesi üzerine iş kazası geçirdiğini bir türlü ispatlayamadı.

İş kazasını anlatan Ersin Akbaş;

“Vinçten demir koptu. Her demirde kancalar vardı ve birinin koptuğunu gördüm. Operatöre, ‘Kamyona vurmasın. Aşağı indir ve vinci sal’ diye bağırdım. O anda taban aşağı düşünce demir kafamın sağ tarafına çarptı. Beni hastaneye götürmüşler, 6 saat sonra hanıma haber veriyorlar, ‘dolmuştan indi, düştü’ diye.

Başlangıçta hastanede bana ölecek diye sara raporu düzenliyorlar. Hastanede çalışan personele sordum; ‘Kızım ben ne hastasıyım da benden bir gecede 700 TL para alıyorsunuz’ diye. Onlar da dediler ki, ‘Ersin abi sen epilepsi hastasısın.’ Epilepsinin ne olduğunu ben bilmem. Eczaneye ‘Ben epilepsi hastasıymışım. Ne demek bu?’ diye sordum. Dediler ki, ‘Sen sara hastasısın kardeşim.’ Yemin ediyorum Antalya’nın sıcaklığı beynimden ateş olarak girdi, ayaklarımdan buz olarak çıktı.”

 

Gezegenlere İnsan Taşıyacak Olan Roketi Elon Musk Tanıttı!

ABD menşeli kurucusunun Elon Musk olduğu, roket ve uzay mekiği üreticisi SpaceX yeni bir roket üretti.  Kurucu ve üst yöneticisi olan Elon Musk , Mars’a, Ay’a ve diğer gezenlere insan taşımayı hedefledikleri roketin tanıtımını yaptı.

Starship adını verdikleri roket SpaceX’in Texas’taki üssünde basına tanıtıldı.  Elon Musk yeni uzay aracının ‘Mk1’ versiyonunun yakın bir zaman içinde 1 ya da 2 ay içinde test amaçlı fırlatılacağını bildirdi.

Fırlatılacak olan Mk1 versiyonu yaklaşık 20 kilometre yüksekliğe fırlatıldıktan sonra dikey inişle tekrar dünyaya döneceğini belirten Musk, sadece altı ay gibi kısa bir süre içinde yeni roketlerinin yörüngeye ulaşmasını ve gezenler arası insan taşımayı deneyeceklerini açıkladı…

Somali’de Türk Öğretmenlerinin Bulunduğu Araca Bombalı Saldırı Düzenlendi

Somali’de Maarif Vakfına ait araca bombalı saldırıda bulunuldu. Aracın içindeki 3 Türk öğretmenin yaralandığı öğrenildi.

Türkiye Maarif Vakfına ait araç Somali’nin başkenti Mogadişu’da, içine yerleştirilen bomba sebebiyle infilak etti.  Daha öncede bölgedeki Türk yetkililerine saldırılar düzenlenmişti.  Bombalı saldırı sonucunda aracın içindeki 3 Türk vatandaşının yaralandığı bilgisine ulaşıldı.

Yaralı olarak kurtulan öğretmenlerin yanı sıra araç kullanılamaz hale gelirken çevredeki dükkanlar ve otomobiller zarar gördü.

Bombanın infilak etmesi sonucunda olay yerine sevk edilen ambulansla yaralılar Mogadişu Recep Tayip Erdoğan Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

İdamına Gelinlik Giyerek Giden Dünyanın İlk Kadın Seri Katili: Lavinia Fisher

Tuhaf hayat hikayeleri çok önce yaşanmış olsalar bile hala ilgimizi çekiyor.  Bu sefer dünyanın ilk bilinen kadın seri katilinin gerçek hikayesini sizlere anlatmak istiyoruz.  Tüyler ürperten hikayesiyle tarihe geçen Lavinia Fisher ve eşi bir çok insanı katlederek yaşamlarına son vermiştir.

200 yıl öncesine dayanan bu gerçek hikaye Amerika da gerçekleşmiştir.  Dünyanın ve Amerika’nın ilk kadın seri katili olan Lavinia Fisher’ı tuhaf olarak niteleyen ise aslında hiç cinayet işlememiş olmasıdır.  Hiç cinayet işlememesine rağmen dünyanın ilk kadın seri katil damgasını yiyen kadın, gelinliğini giyerek idam edilmiştir.

Charleston’da yaşayan Lavinia Fisher ve ikinci eşi John Fisher ‘The Six Mile Wayfarer House’ adında küçük bir otel işletiyordu.  İşlenen cinayetlerin baş mekanı olan bu küçük işletme karı koca tarafından özel olarak tasarlanmıştı. Odalarından birine özel bir mekanizma düzenlemişlerdi, müşteri yatağın üzerine uzandığı anda yatağın altı açılarak kurban aşağıda ki başka bir odaya düşüyordu.

Gizli odaya düşen kurbanı ise elinde tuttuğu baltayla kocası John Fisher karşılıyordu.  Çift sadece kasabadan geçmekte olan gezginleri hedef alarak dikkat çekmemeye çalışıyordu.  Rahat bir şekilde cinayet işlemenin yolunu bulan çift kurbanlarına önceden içirdikleri çay sayesinde hiç bir sorunla karşılaşmıyorlardı.  Lavinia’nin hazırladığı zakkumlu çayı için müşteriler yarı baygın halde oldukları için John baltayla ona saldırdığında karşı çıkamıyorlardı.

Çevredekilerin dikkatini çekmediğini düşünen çift, bölgede güvenliği sağlayan kişiler tarafından gözlenmekteydi. Çünkü otele bir sürü müşteri gelmesine rağmen geriye çıkan kişi olmaması fark edilir bir sonuçtu ancak ellerinde bir delil yoktu.

Ta ki John Peeples adındaki bir yolcu otellerinde konaklamak için durduğunda bütün olaylar değişecekti.  Gözlerini kan bürüyen çift bu zamana kadar yüzlerce insanı soğukkanlılıkla öldürmüştü.  Georgia’dan Charleston’a gitmekte olan yolcu bir gece için oda istediğinde, henüz odanın hazır olmadığını söyleyen çift misafirlerine çay ikram ettiler.

John Peeples’e zakkumlu çay ikram eden Lavinia çekici görüntüsü ve meraklı sorularıyla kurbanı cezbetmeye çalışıyordu.  Çay içmeyi sevmeyen müşteri kabalık etmemek için çayı içiyormuş gibi yaparak saksının içine gizlice dökmüştü.

Odası hazırlandığında odasına geçen John Peeples, karı kocadaki tuhaf hareketlerinden şüphe duyduğu için yatakta değil sandalye de uyumaya karar vermişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde yataktaki mekanizma açıldığında korkuyla uyanan adam, hemen pencereden atlayarak yetkilileri durumdan haber etti.

Bölgenin yerel otoriteleri ihbar üzerine otelde öldürülen müşterilerin kişisel eşyalarına rastlandı.  Öldürdükleri müşteri ise otelin bahçesine gömdüklerini fark ettiler.  Tutuklanan çift mahkemeye çıkarılarak idam cezasına çarptırıldılar.

Karı koca idam cezasını kabul etmiyorlardı.  John bir din adamıyla konuşarak tövbeler ederek bir Hristiyan’ın öldürülemeyeceğini savunurken, karısı evli bir kadının idam edilmeyeceği yasağını hatırlattı.  Old City hapishanesinde idam edilmedi çoktan kararlaştırılmıştı.  Çözümü bulan yetkililer ilk önce John’u idam etti, böylelikle dul kalan Lavini’yı idam etmek mümkün olacaktı.

Son bir ümitle idam edilmeye giderken gelinliğini giyen Lavinia onunla biri evlenmek isterse idam kararından kurtulacağını düşünüyordu. Ancak kalabalık içinden onunla evlenmek isteyen biri çıkmadığında darağacından kurtulamayacağını anladı.  Son olarak o meşhur sözünü söyledi.

Cehenneme gönderecek bir mesajınız varsa bana söyleyin, sizin yerinize ben iletirim.

Lavinia Fisher 1820 yılında idam edilerek dünyanın ilk kadın seri katili olarak ün saldı…

Canlı Yayın Yaptığı Sırada İntihar Etti!

Tugay Tokmak (25) isimli genç, sosyal medyada başlattığı canlı yayın esnasında başına dayadığı av tüfeğiyle intihar etti.  Adana’nın Ceyhan ilçesinde yaşayan genç adam, saat 23:30 sularında Doruk mahallesinin yakınlarındaki ormanlık alana gitti.  Ormanlık alanda motorsikletinin üzerine cep telefonunu sabitleyerek instagram hesabından canlı yayın başlattı.

Açtığı canlı yayını yakınlarının izlediği bir anda evden getirdiği av tüfeğini başına dayayan Tugay Tokmak, izleyenlerin karşısında tetiği çekerek intihar etti.  Yakınlarını şoka uğratan olay sonrasında polise haber vermeleriyle olay yerine ambulans sevk edildi.

Ambulansla Ceyhun Devlet Hastanesine kaldırılan genç ağır yaralıydı.  Doktorların tüm müdahalelerine rağmen Tugay Tokmak hastahanede yaşamını yitirdi. Jandarma gencin intiharı üzerine olayla ilgili soruşturma başlattı…

 

Diğeri Ölmeden İnsanlarla İletişime Geçmeyen Gibbons İkizlerinin Gizemli Hikayesi

İlk defa duyulduğunda insanı dehşete düşüren bir çok gerçek hayat hikayesi günümüzde hala merak konusudur. Gizemini koruyan bu hikayeler işitildiğinde tüyleri ürpertirken çoğu zaman korkmamıza neden olur. Nedeni bir türlü açıklanamayan esrarengiz hayat hikayeleri bilimsel yönden bir çok araştırmacının da dikkatini üstüne çekmektedir.

İlk defa duyanların merakını celbeden gerçek ve yaşanmış bir hikaye olan Silent Twins, Sessiz İkizler tüm dünya tarafından merak edilen bir geçmişe sahipler.  Karayipler deki Barbados adasında 1963 yılında dünyaya gelen tek yumurta ikizlerinin adları Jennifer ve June idi.

Kraliyet hava kuvvetleri adına çalışan teknisyen babayla, ev hanımı olan annenin ilk çocuklarıydı.  Bebekler dünyaya geldikten sonra Gibbons ailesi Galler’ e taşındı. İkizler birbirlerine o kadar bağlıydılar ki etle tırnak gibi her zaman bir aradaydılar.  Hatta kendi aralarında sadece kendilerinin anlayabileceği bir dil geliştirmişlerdi.  Kendi aralarındaki dile cryptophasia ismini vermişlerdi.

Taşındıkları bölgedeki okula başladıklarında siyahi oldukları için dışlanmalarının ardından içlerine kapanan ikizler, geliştirdikleri dili daha çok kullanarak diğer çocuklarla iletişim kurmadılar.  Çevrelerindeki insanlar kızların kullandığı dili bir türlü anlamıyordu. Birbirlerinin verdikleri tepkileri ve hareketleri taklit eden ikizler artık birbirlerinin kopyası gibi hareket etmeye başlıyorlar.  Küçük kardeşler Rose dışında kimseyle iletişime geçmeyen ve konuşmayan ikizler sadece birbirleriyle konuşmayı sürdürüyorlardı.

İkiz kız kardeşler kendi aralarında bir anlaşma yapmışlardı.

“Eğer bir gün, birimiz ölürse, diğerimiz normal bir hayat yaşayacak ve diğerleriyle konuşacak.”

Gibbons ailesi kızlarının gidişatının iyice kötüye gittiklerini anladıklarında terapist önerisiyle ayrılmaları gerektiğini düşünerek ikizleri 14  yaşında ayrı yatılı okula gönderdiler.  Ayrı okulda olmalarına rağmen başkalarıyla iletişim kurmayan ikizler tekrar bir araya geldiklerinde kendilerini bir odaya kapatarak bir kaç yıl herkesten uzak yaşıyorlar.

Baş başa oda kapandıkları yıllar boyunca Gibbons ikizleri öykü yazarak birbirlerine sesli şekilde okumayı sürdürüyor.  Posta aracılığıyla çalışan yaratıcı yazarlık kursuna katılarak roman yazmaya başlayan ikizler, yazılarnı bastırmak isteseler de başarısızlıkla sonuçlanıyor. İkizlerin yazdıkları roman ve öykülerde yarattıkları karakterlerin suça meyilli olması ve tuhaf davranışlar sergilemesi yazdıklarını ilginç kılıyor.  Birbirine bağlılıklarıyla tanınan ikizler devamında birbirlerini öldürmeye çalışıyorlar.  İkizlerin biri diğerini radyo kablosuyla boğmaya çalışırken diğer kardeşiyse onu köprüden atarak öldürmeye çalışıyor.

Tuhaf ikizler büyüdükçe bazı suçlar işleyerek 14 yıl boyunca kalacakları akıl hastanesine kaldırılıyor. Hastane de yüksek doz ilaçlar verilen ikizlerden Jennifer da tik ortaya çıkıyor. İlaçların dozajını düşüren doktorlar ikizlerin yeniden yazmalarını sağlamaya çalışsa da kızlar yazma yeteneklerini kaybettiğini söyleyerek bir daha öykü ve roman yazmıyor. Birbirlerinde ayrı odalara kapatılmalarına rağmen ikizler, ayrı odalarda birbirlerinin aynısı hareketleri sergilemesi bir çok kişiyi şaşırtıyor.

Hastaneye kapatılan ikizler adına basında “Dahi ikizler konuşmuyor” şekilde haberler yapılırken, ikizlere yapılan zeka testlerinde gerçekten de çok zeki oldukları ortaya çıkıyor.  Kızlar yıllar önce yaptıkları anlaşmayı yürürlüğe koyarak ikisinden birinin ölmesi gerektiği kararına varıyorlar.  Aralarında tartışarak kimin ölmesi gerektiği kararına sonunda varıyorlar.  Jennifer ikiz kardeşinin normal bir hayat yaşayabilmesi için ölmeyi kabul ediyor.

O zamanlarda arkadaş oldukları bir gazeteciye ise kararlarından bahsediyorlar.

“Marjorie, ben öleceğim. Karara vardık.”

İkizlerin başka bir hastaneye sevk edildiği 1993 mart ayında, kardeşinin omzuna yaslanarak uyuyan Jennifer bir daha gözlerini açamıyor.   Jennifer hastaneye kaldırılmasına rağmen hangi sebeple öldüğü bulunamıyor, vücudunda hiç bir zehre yada ilaca rastlanmayan kızın ölüm sebebinin kalbinde ani gelişen bir patlama olduğu söyleniyor.

İkizlerin tek arkadaşı olan gazeteci Wallece’ye konuşan June, kardeşinin açıklanamayan ölüm sebebi için tüyler ürperten bir açıklamada bulunuyor.

“Bizler savaş yorgunlarıyız. Uzun bir savaştı ve sonunda birimiz bu kısır döngüyü sona erdirdi. Sonunda özgürüm. Onun karanlık gölgesinden kurtuldum. Nihayet Jennifer benim için hayatından vazgeçti.”

Jennifer’ın bulunan günlüğünde ise okuyanları hayrete düşürecek şeyler yazıyordu.

“Birbirimiz için ölümcül birer düşman haline gelmiştik. Birbirimize bakarken attığımız düşmanca bakışlar sanki üzerimize yapışıyor gibiydi. Kendime sürekli üzerimdeki bu ağırlıktan, bu amansız gölgeden kurtulup kurtulamayacağımı soruyorum. Gölgem olmadan yaşayabilir miyim? Gölgem olmadan hayatımı devam ettirebilir miyim yoksa yavaş yavaş ölür müyüm? 

Tüm bunların cevabını yakında öğreneceğim…”

Hayatta kalan June ise ailesiyle birlikte normal bir yaşantı sürerek Güney Batı Galler de yaşıyor.  Toplumsal iletişimde kabul gören davranışlar sergiliyor…

 

Dünyada Bir İlk: Müslüman LGBT’lere Özel Festival!

Britanya’da yer alan İmaan isimli sivil toplum kuruluşu dünya da bir ilki gerçekleştirecek.  Müslüman LGBT  olmayı kutlamaya yönelik bir Onur Festivali düzenleyeceklerini açıkladı.

Gelecek yıl Londra’da düzenleneceği belirtilen festivali İngiliz sivil toplum kuruluşu İmaan düzenlecek.  1999 yılından bu yana cinsellik, cinsel kimlik ve İslam inancını birbirine bağlamaya çalışan kuruluş, gelecek sene LGBTQI olanlar için bir kutlamaya tertipleyecek.

 “Dünyaya biraz neşe getirelim”  sloganıyla, toplumdan tecrit edilen LGBTQI üyelerini yeniden kazanmak amacını güttüklerini belirtti.  LGBTQI olan kişilere kötü muamele yapıldığı, homofobik ve transfobik ve İslamofobik  kişiler tarafından psikolojik saldırıya uğradıkları vurgulandı.

İmaan sivil toplum kuruluşunun yönetiminde olan Lezbiyen hakları savunucusu Anjum Mauj, İmaan’ın LGBT’li kişilere güvenli bir sığınak kurmak niyetiyle kurulduğunu belirtti.

Kuruluşunun 20. yılını eşi benzeri görülmemiş bri festivalle kutlamayı planlayan kuruluş, internet üzerinnden fon toplamaya başladı.  Hedefleri 5 bin toplamakken şimdiden 3 bin sterlinden fazla bağış toplamayı başardılar.

Öğrencilerle Velilerin Öğlen Arası Eziyeti Devam Ediyor!

Yeni eğitim düzenlemesiyle birlikte ikili öğretim yerine tam güm eğitim sistemine geçildi.  OECD ülkeleri dahil tam gün eğitime geçen Türkiye, Milli Eğitim Bakanlığının da önderliğinde hazırlanan yürürlükle tüm ilkokul ve ortaokullar da uygulamaya geçildi.

Öğrenciler sabah 08:30 da derse başlayarak öğleden sonra 15:00’a kadar ders görüyor.  15 dakikalık teneffüslerin haricinde  70 dakikalık öğlen tatili veriliyor.  Uzun öğlen saatlerinde verilen bu süre içinde öğrenci öğle yemeğini okulda veya evine giderek yemesi bekleniyor.  Milli Eğitim Bakanlığın ideal eğitim olarak gördüğü tam gün eğitim uygulaması bazı okullarda istenilen etkiyi ne yazık ki yaratamadı.

Osmaniye’de eğitim veren  okullarda yemekhane bulunmayışı ve trafik unsuru göze alındığında hem öğrenci hem de veliler için tam gün eğitim uygulaması çileye dönüştü. Öğle yemeği getiren veliler çocuklarına caddelerde, okul bahçesinde ve parklarda çocuklarına yemek yedirmeye çalışıyor.

İmza toplayarak tam gün eğitimin kaldırılmasını isteyen veliler, ikili eğitimin tekrar yürürlüğe girmesini talep ediyor.  Okulların bahçesinde öğle saatlerinde akın eden velilerin görüntüleri sosyal medyaya dağıtılırken, yetkililerin sesini duymalarını bekliyorlar.

 

Mahmut Ali Kirmit İlkokulu öğrencilerinin velileri kameraya yansıyan görüntülerinde, aileler çocuklarını mahalle aralarında ya da banklarda yemek yediriyor.  Veliler ve öğrenciler için eziyete dönüşen tam gün eğitim uygulaması ayrıca çocuklar için zorlayıcı özelliklere sahip.  Kış aylarının soğuğunda çocuklarını beslemek için okul bahçesine koşacak olan veliler, Milli Eğitim Bakanlığının bu duruma el atması için şikayetlerini bildiriyorlar…