Kelime Kökeni: Ad
– Ucu kıvrık ve çengelli demir
– Kurumuş hamuru kazımaya yarayan alet
– Siper
– Eğme işi
– Kalkan
– Koruma
– Koruyucu
– Korunmalık
Cümle içinde kullanımı: “Boynunu eğişindeki mazlumluğa bakarsan suçsuz olduğunu anlarsın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ucu kıvrık ve çengelli demir
– Kurumuş hamuru kazımaya yarayan alet
– Siper
– Eğme işi
– Kalkan
– Koruma
– Koruyucu
– Korunmalık
Cümle içinde kullanımı: “Boynunu eğişindeki mazlumluğa bakarsan suçsuz olduğunu anlarsın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Arka
– Sırt
– Vücut
– Beden
– Göğüs karşıtı
– İnsanın üstü
– Arkada bulunan
Cümle içinde kullanımı: “O daha küçük eğindeki ağrıyı da hançeri de bilmez.”
– Sapmak
– Aşağı doğru sapmak
– Bir yana dönmek
– Secde etmek
– Dikliğini kaybetmek
– Bir işi ele almak
– Belini eğmek
– Yere doğru çarpılmak
Cümle içinde kullanımı: “Bütün güçlüklere karşı boynumu eğdim lakin haksızlığa eğemem.”
Kelime Kökeni: Edat
– Her ne kadar
– Olsa da
– Vakıa
– İse de
Cümle içinde kullanımı: “Bizi en çok bizden olanlar vurdu eğerçi biz onlara müsamaha gösterdik. “
Kelime Kökeni: Edat
– Şayet
– Şart edatı
– Ola ki
– Belki
Cümle içinde kullanımı: “Unutma, eğer ikinci bir şans daha bahşedilseydi yine seni severdim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Demir ve benzeri madenleri yontmaya yarayan ince dişli alet
– Törpü
– Göğüs kafesini oluşturan kemikler
– Kaburga
Cümle içinde kullanımı: “Bir elinde çekiç bir elinde eğe yardımımıza koştu.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Felaketler
– Şeytanlar
– Afetler
– Gülyabaniler
– Belalar
– Uğursuzluklar
– Musibetler
Cümle içinde kullanımı: “Toplumumuzun başına gelen egvâl yıkıcı ve ders alınması gereken bir durumdur.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Fazlalık
– Çokluk
– Çoğunluk
– Ekseriyet
– Teklik karşıtı
– Çok kez
– Çokça
Cümle içinde kullanımı: “Efzûnî söylemek ne kadar doğru bilmiyorum lakin buraların eski tadı kalmadı artık.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Aşkın
– Fazla
– Çok yukarı
– Çok ziyade
– Alışılmıştan çok
Cümle içinde kullanımı: “Yalandan efzûn korktuğum bir şey yoktur amma hep onunla sınanırım.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çoğaltan
– Artan
– Artıran
– Tekessür eden
– Tezayüd eden
– Artma
– Çoğalma
– Kesretli olma
Cümle içinde kullanımı: “İyilikleri efzûd eden Tanrı bizleri yarı yolda bırakmaz.”