Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Nihayet
– Akıbet
– Son
– İşin sonu
– Netice
– Vargı
– Sonunda
Cümle içinde kullanımı: “İkimizin yaralı yüreklerinin elbet bir encâmı olmalı değil mi?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Nihayet
– Akıbet
– Son
– İşin sonu
– Netice
– Vargı
– Sonunda
Cümle içinde kullanımı: “İkimizin yaralı yüreklerinin elbet bir encâmı olmalı değil mi?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Soylular
– Asiller
Cümle içinde kullanımı: “Atalarının encâb kimseler olduğunu söylüyor ancak gerçeği bilemeyiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İşkembe
– Dere
– Çay
– Dolap beygiri
– Hayvan
– Küçük akarsu
Cümle içinde kullanımı: “Ayağı topal yolcu enbüreyi köprü olmadan geçemez.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Koklama
– Koku
– Koku alma
– Esans
– Koku alma duyumu
Cümle içinde kullanımı: “Enbûy organını kırdığından avuç avuç kan gelmeye başladı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İzdiham
– Topluluk
– Güruh
– Cemaat
– Kalabalık
– Ziyade
– Çok
– Yığılma
Cümle içinde kullanımı: “Kuru sözleriyle enbûhu etkileyebileceğini zannediyorsan yanılıyorsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Peygamberler
– Nebiler
– Yalvaçlar
– Haberciler
Cümle içinde kullanımı: “Enbiyâ sözlerinden yola çıkarak iyiliği benimseyin içselleştirin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ortaklık
– Şeriklik
– Müşareket
– İştirak
Cümle içinde kullanımı: “Enbâzî eden kişiler öncelikle kendisini belli etsin karar sonrasında verilecektir. “
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ortak
– Şerik
– Namlar
– Lakablar
– Hissedar
– Müşterek
Cümle içinde kullanımı: “İş gereği enbâz olmuş paralarını ve güçlerini birleştirmişler. “
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Gübre
– Yığın
– Tepe
– Küme
– Öbek
– Grup
– Tomar
Cümle içinde kullanımı: “Ağzının içinde enbâr var gibi geviş getirip duruyor sinir oluyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Heybe
– Dağarcık
– Yiyecek çantası
– Deri çanta
– İki gözlü torba
Cümle içinde kullanımı: “Enbân içinde ne varsa birlikte katık eder karnımızı doyururuz.”