– Borcunu ödeyip borcu kalmama durumu.
– Almış olduğu bir miktarı almış olduğu kişiye tamamen geri verme durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Borçlarını kapatmak adına elinde ne varsa yoksa satmıştı.”
– Borcunu ödeyip borcu kalmama durumu.
– Almış olduğu bir miktarı almış olduğu kişiye tamamen geri verme durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Borçlarını kapatmak adına elinde ne varsa yoksa satmıştı.”
– Borcunu zamanında öder durumda olmak.
– Birisinden belli bir miktarda para alıp parayı geri ödemesini tam gününde yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim sana güvenim tam sen borcunu bilen bir insansın bunun gibi değilsin.”
– Borç etmek.
– Borçlanmak.
– Bir kimseden belirli miktarda para ödünç almak, ödeyemeyecek durumda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir ev almaktı tek derdi kaldıramayacağı borçlara girmişti istemeden.”
– Çok fazla harcama sonucunda borç içine düşmek, olmak.
– Borç gırtlağa çıkmak.
Cümle içinde kullanımı:” Sayısız şirketi sayısız fabrikası vardı aslında nasıl böyle borç batağına battı anlamış değilim.”
– Bol bol.
– Ölçüsüz olaraktan.
– Çok.
– Fazlaca.
Cümle içinde kullanımı: ” Ay sonunu bir zahmet görmezsin bol keseden harcama yapıyorsun hep.”
– Yararsız, gereksiz, beli de zararına da olsa bir şey için yok olmak, edilmek, boşu boşuna heder olmak.
Cümle içinde kullanımı: “Bok yoluna gitmiştin, valla sen bu olayda baya araya kaynamıştın.”
– O herifin bu işe bir yerlerini, burnunu sokması, büyük bir küstahlıktır karışmaması, susması gerekir.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona bu işten en fazla bok yemek düşer.”
– Hiç yoktan sebeplerden ötürü kavga çıkarıp, kavga etmek için bahane arayan, çok sinirli ve geçim sağlanmayan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen var ya bokunla kavga edersin bu şekilde sinirinin kontrolünü sağlamazsan.”
– Bir işi ya da bir şeyi, uğraşa uğraşa yarım yamalak, çok bozuk, kötü, zararlı bir hale sokmak, duruma getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende yapmış olduğun şakanın bokunu çıkarmıştın artık yapma istemiyorum daha fazla duymak.”
– Bozuk, kirli yönün ortaya çıkması, düzeltilmesi güç olan aksaklığı anlaşılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de bu iyi yanların gelip geçici bir şeymiş belli senin de bokluğun çıktı ortaya.”