– Dini nikâha göre, kadının kocasından boşanmış sayılmasını gerektiren bir durumun meydana gelmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Karşı komşumuz yaşadıkları kavganın ardından boşa düşmüştü o olayın ardından onları beraber görmedik.”
– Dini nikâha göre, kadının kocasından boşanmış sayılmasını gerektiren bir durumun meydana gelmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Karşı komşumuz yaşadıkları kavganın ardından boşa düşmüştü o olayın ardından onları beraber görmedik.”
– Karşısında olan kimseye dilendirmesi sakıncalı olan bir şeyi, işin bu yönünü düşünmeden söyleyivermek.
– Çevresinde olan bitenden haberi olmayacak, fark etmeyecek kadar düşünce dalmak, dikkatsiz bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Birazcık boş bulundum biliyorum bundan sonra biraz daha dikkatli olacağım.”
– Umutsuz olarak girişilmiş bir şeyden iyi sonuçlar almak.
– Doğruluğundan emin olmadığı bir şeyi söyledikten sonra gerçek çıkması.
Cümle içinde kullanımı: ” Sanırsın her şeyi çok iyi bilirsin oysaki boş atıp dolu tutmakta üstüne yoktu.”
– Neyin tepinmesi bu bre hayvan! İstediğin kadar kızarıp, köpür umurumda bile değil. Bana hiçbir şey yapman mümkün değil bana.
– Doymak bilmemek, çok fazla yemek yeme durumu, çok obur olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Masa tek bir yemek bile bırakmamıştın resmen boşan da semerini ye.”
– Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı.
– Bu güç olan işi yoluna sokmak adına düşünüyor taşınıyor, bir çözüm yolu bulmakta zorlanıyor.
– İşin zorluğundan kurtulamamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Çok fazla arada derede kalmıştım şimdi bunu boşa koysam dolmaz, doluya koysam almaz resmen.”
– Bir işe yaramadan o şeyi harcamak.
– Vermiş olduğu emeğin ardından, olumlu bir sonuca ulaşmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen o kadar emek ver, zamanını ayır ama yaptığın her şey boşa gitsin büyük yıkılış resmi resmen.”
– Sonuca ulaşamamak, sonuç vermemek, gerçekleşmemek, beklendik şeyi elde edilmemek.
– Umduğunu bulmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar işin ardından ilk defa boşa çıkmıştım.”
– Bir şey yapmak, kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabullenmek.
– Ödev saymak.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim için onca yaptıklarının hepsini borcum olarak biliyorum gün gelecek hepsini karşılayacağım.”
– Borcunu düşünmek borçluya düşer. Sen neden üzülüyorsun ki?
Cümle içinde kullanımı: ” Bak borç benim kasavet senin mi neyin dertlenmesi böyle?”
– Borç etmek.
– Daha sonrasında ödemek adına birisinden belli miktarda para almak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senden bir miktarda borç almak istemiştim tabi senin de paran varsa.”