– Kötülük getirecek işler yapmak, kötü sonuçlar oluşturacak işlere dahil olmak, uğraşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne güzel ilerliyorduk seninle bok karıştırma şu işe lütfen.”
– Kötülük getirecek işler yapmak, kötü sonuçlar oluşturacak işlere dahil olmak, uğraşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne güzel ilerliyorduk seninle bok karıştırma şu işe lütfen.”
– Düzeltilmesi güç bir durum içine sokmak, bozmak, berbat hale getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sefer bu işi bok etme artık artık arkını toplamak istemiyorum.”
– Hep kirli işler karıştırıp duran kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni gidi küçük bok çömçesi seni.”
– İftirada bulunmak.
– Bir kimseye leke atmak, sürmek.
– Kara çalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onu o kadar çok kıskanıyordu ki her fırsatta ona bok atmaya çalışıyordu.”
– İşine son verilip işten ihraç edilmek.
– Kovulmak.
– Başından defetmek.
Cümle içinde kullanımı:” Bohçasını koltuğuna verip tıpış tıpış gidişini izlemişti.”
– Utandırıcı ya da bir söz dahi söylemesine fırsat vermeyecek halde şaşırtıp bunaltarak bir kimseye bir şey kabul ettirmeye ya da yüksek fiyatlarda mal satmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne konuştun sen öyle ya boğuntuya getirmiştin adamı resmen.”
– Ayrı bir para almadan, sadece karın tokluğuna karşılığı olarak çalışmak.
– Kazanmış olduğu para sadece zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş yerinde resmen boğaz tokluğuna çalışıyordum kölelikten farkı yoktu resmen.”
– Afiyet olsun anlamında kullanılan bir söz.
– İştahınız açık olsun.
– Yarasın.
– Bereketli olsun
Cümle içinde kullanımı: ” Sana boğaz ola ben kaçıyorum şimdi hadi iyi eğlenceler.”
– Geçim sağlamak için bir uğraş içinde olmak, didinmek.
– Yaşamını sürdürebilmek adına geçinebilmek için bir şeyler yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir boğaz kavgasına tutuşmuştu tüm halk herkes bir şişe yağ için sıraya girmişti.”
– Bir saka sözü. Sofraya saldırıldı, topluca yemek yenmeye başlandı.
Cümle içinde kullanımı: ” Herkes o kadar açtı ki boğaziçinde kavga çıkması an meselesiydi.”