– Ne zaman olsa.
– İlla ki.
– Yakın zamanda.
Cümle içinde kullanımı: ” Er geç bir sona ulaşacaktık ama biraz zaman gerekiyor.”
– Ne zaman olsa.
– İlla ki.
– Yakın zamanda.
Cümle içinde kullanımı: ” Er geç bir sona ulaşacaktık ama biraz zaman gerekiyor.”
– Yakalamak.
– Sıkıştırmak.
– Köşeye sıkıştırmak.
– Enselemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Benden kaçabileceğine düşünmüş gerçekten, ensesine yapışmam an meselesi.”
– Hiçbir iş yapmayarak yiyip yiyip, içip içip şişmanlamak, kilo almak.
Cümle içinde kullanımı: ” İyi ki karantinaya girmişsin iyice ense yapmışsın baksana.”
– Bir işi yapması adına sürekli, arka arkaya baskı altına almak, baskılamak, baskı altında bulundurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yapmasını istediğim şeyi yapması için ensesine binmem gerekiyordu.”
– Bir işi yapıp bitirmesi için çok sıkıntıya sokup, sıkıştırıp tedirgin etmek, korkmasını sağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Kızı rahat bıraksana ensesinde boza pişirip durma.”
– Para vermesi için üzerine basabilir, yüklenebilir, ödeme gücü yüksek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ensesi kalın bir dostun olsun her zaman.”
– İşi sona ulaştırmak için çeşitli olanakları denemek, zorlamak, uğraşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Enine boyuna çekip şu işi bitirin artık.”
– İriyarı, koca adam.
– Her yönü ile, bütün olasılıklar göz önünde bulundurularak düşünmek, konuşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Enine boyuna konuşmamız gereken o kadar fazla konu vardı ki konuş konuş bitmez.”
– En sonra, durum çeşitli evrelerin gerçekleştikten sonra anlamında kullanılan söz.
– Evvel ve âhır.
Cümle içinde kullanımı: ” Eninde sonunda bu işi alacağız kesinlikle.”
– Ölçmek.
– Ölçüm yapmak.
– Ölçüp biçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu gelen malları endazeye vurmalıydın ilk önce.”