– Ölçülememek.
– Hesaplanamamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Anlık gelişen olay tam olarak endazeye gelmemişti.”
– Ölçülememek.
– Hesaplanamamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Anlık gelişen olay tam olarak endazeye gelmemişti.”
– Hepsi budala, aptal, aklında sorunları olan.
Cümle içinde kullanımı: ” Sizin grubun en akılısı değirmende yoğurt öğütüyor.”
– Ölmek, Tanrı buyruğu belirmek.
– Vefat etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Emrihak vaki olduktan sonra bizim buna uymaktan başka şansımız yoktu.”
– Emrinizi, ne denli güç, sıkıntı verici, dertli olursa olsun, yerine getiririm.
Cümle içinde kullanımı: ” Emret, fındık kabuğuna gireyim reis.”
– Kendisine emir edilen işi yapmak.
– Bir işin yükümlülüğü altında bulunan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Emir kuluyduk bizde neden bize suçluyorsunuz?”
– Çok sevilen, sayılan, görülen bir kimse, bir işi yapılmasını istemiş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Emir büyük yerden gelmişti uymak boynumuzun borcu.”
– İşe yarar olmak.
– Makbule geçmek.
– Takdir edilmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eme yararın oldu bana çok teşekkür ederim bu konu için.”
– İşe yarar olarak kabul edilmemek, makbule geçmemek, takdir edilmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eme seme yaramıyorsun hala bana laf ediyorsun.”
– Bir şeyin meydana gelmesi adına özen vermek, çok çalışır olmak.
– Emek çekmek.
Cümle içinde kullanımı: “Emek vermen gerekir bir yerlere varmak için.”
– Bir şeyin meydana gelmesi adına özen vermek, çok çalışır olmak.
– Emek vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” baya emek çekmiştim bu iş olsun diye ama yine kötü sonuçlandı.