– Yavaş iş yapan, işi çabuk yapmayan, yapamayan.
– İnsana vurunca ağır acı veren, çok acıtan.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli bir o kadar ağırdı ki yerle bir etmişti beni.”
– Yavaş iş yapan, işi çabuk yapmayan, yapamayan.
– İnsana vurunca ağır acı veren, çok acıtan.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli bir o kadar ağırdı ki yerle bir etmişti beni.”
– Çok fazla miktarda para harcayan, cömert kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de elin açık olmasa kimse senle takılmaz büyük bir ihtimalle.”
– Herkes.
– Bütün kişiler.
– El âlem.
Cümle içinde kullanımı: ” El gün demeden buraya toplaşmıştılar.”
– Tavsiye, öneri mektubu, saygın ünlü bir kimsenin yazıp ilgiliye verdiği tezkere.
Cümle içinde kullanımı: ” El gölgesi sonunda elime ulaşmıştı bundan sonra bazı değişiklikler olacaktı yaşantımızda.”
– Suçu bulunan birinin nerede olduğunu ihbar etmek.
– Suçluyu, arayan kişiye haber vermek ya da o kişiye suçluyu teslim etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Beni sakın ele vermeye çalışma! Ben bir kere yakalanırım ama ilk kurtuluşumda iki elim yakanda olur.”
– Başkasına verdiği tavsiyeyi, öğüdü kendisi umursamaz, uymaz. Dahası, tam tersini yapar.
– Ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü.
Cümle içinde kullanımı: ” El verir talkını, kendi yutar salkımını senden öğüt alacağıma kendi bildiğimi yaparım.”
– Bir şey yitirilmiş olmak, o şey hakkında artık konuşulur olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar emek verdikten sonra elimden gitmesi büyük kırmıştı beni.”
– Yapılacak pek fazla bir şey yok; yapabileceğimiz pek bir şey kalmadı yok.
Cümle içinde kullanımı: ” Elden ne gelir artık bilmiyorum bu yaptığın onca şeyin ardından.”
– Hemen ver.
– Çabucak onu ilet, ver.
Cümle içinde kullanımı: ” Bana o paranın elden gelmesi lazım çabucak.”
– Sayısı çok yüksek olan şeyleri tek tek ele alıp ne halde olduklarını yoklamak.
– Bir şeyi inceleyip düzeltilecek kısımları düzeltmek, onarmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm elimde olan malları elden geçirmenin vakti gelmişti.”