– Elinde iş yapmaya yarayacak çok miktarda para ve eşya bulunan.
– İş yaparken, uğraşırken kullanılacak gereçleri esirgemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de elin bol belli bir kutu aldığımız şeyi ne ara bitirdin?”
– Elinde iş yapmaya yarayacak çok miktarda para ve eşya bulunan.
– İş yaparken, uğraşırken kullanılacak gereçleri esirgemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de elin bol belli bir kutu aldığımız şeyi ne ara bitirdin?”
– Şirret, edepsiz, kavgacı olarak bilinir olmak, tanınmak.
– Eli maşalı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli bayraklı çocuğum az biraz sakinleşsen mi?”
– İş yapacak güce sahip olmak, gücü bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elin ayağın tutuyor neden burada dilenip duruyorsun?”
– Sıcaktan ya da korkudan hareket etme gücü yitmek, azalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ayağı gevşemişti resmen hava o kadar sıcak ki anlatamam.”
– Telaştan, heyecandan ne yapacağını şaşarak düzensiz, karmakarışık iş yapmak.
– Eteği ayağına dolaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ayağına dolaşmıştı o kadar işin arasında.”
– Ansızın aldığı bir habere üzülerek iş yapamayacak bir durgunluk içine sokulmak, girmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ayağı buz kesilmişti aldığı o haberin ardından.”
– Yapmak istediği bir şeyi, bir engel sebebiyle yapamaz durumda olmak.
– Eli kolu bağlı olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elimin ayağımın bağlı olmasıyla her şey ters yönde hareket ediyor.”
– O, buna saldırıyorsa, vuruyorsa bunun eli yok mu? Elbette sille, tokatla karşılık verecek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin elin armut mu devşiriyor vursana sende.”
– İstediği zaman kullanabileceği yerde, durum altında olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elimin altında olduğu sürece her şey dört dörtlük ilerliyor.”
– Kazancı geçimini sağlayacak kadar yüksek olmamak.
– Kazancı geçimini karşılamayacak kadar az olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ağzına yetmiyordu aldığı üç kuruş maaşla.”