Bir yatırımın gerçek getirisi nasıl hesaplanır?

Bir yatırımın gerçek getirisini hesaplarken yalnızca “yatırım %20 arttı” demek yeterli değildir. Enflasyon, vergi, komisyon ve diğer maliyetler dikkate alınmalıdır.

1. Önce nominal getiriyi bulun

Örneğin:

  • Başlangıç: 100.000 TL
  • Yatırım sonunda: 125.000 TL

Nominal getiri:

(125.000 − 100.000) / 100.000 × 100 = %25

Yani yatırım nominal olarak %25 kazanmış.

2. Masrafları düşürün

Örneğin yatırım için toplam 5.000 TL komisyon, işlem maliyeti veya benzeri gider oluştuysa:

125.000 − 5.000 = 120.000 TL

Net parasal kazanç:

120.000 − 100.000 = 20.000 TL

Net getiri:

%20

3. Vergiyi de hesaba katın

Yatırım türüne ve bulunduğunuz ülkenin vergi kurallarına göre kazanç üzerinden vergi doğabilir.

Vergi sonrası elinizde kalan tutar, yatırımın net getirisini gösterir.

4. Enflasyonu hesaba katın

Asıl önemli noktalardan biri budur.

Örneğin yatırımınız %25, aynı dönemde enflasyon %20 arttıysa, paranızın satın alma gücü %25 artmış değildir.

Yaklaşık hesapla:

Gerçek getiri = Nominal getiri − enflasyon

Bu örnekte yaklaşık %5 denebilir.

Daha doğru formül ise:

Gerçek getiri = (1 + nominal getiri) / (1 + enflasyon) − 1

%25 nominal getiri ve %20 enflasyon için:

1,25 / 1,20 − 1 ≈ %4,17

5. Yatırım süresini unutmayın

%20 getiri bir ayda mı, üç yılda mı elde edildi?

Bunlar aynı performans değildir.

Farklı sürelerdeki yatırımları karşılaştırmak için getiriyi yıllıklandırmak gerekir.

🧮 Örnek

100.000 TL yatırım yaptınız.

Bir yıl sonra:

140.000 TL oldu.

Toplam masraf ve vergi sonrası:

135.000 TL

olsun.

Net nominal getiri:

%35

Aynı dönemde enflasyon:

%25

ise gerçek getiri:

1,35 / 1,25 − 1 ≈ %8

Yani paranız nominal olarak %35 artmış olsa da satın alma gücünüz yaklaşık %8 artmıştır.

Kısacası: Gerçek yatırım performansını değerlendirirken başlangıç değeri → bitiş değeri → komisyon/masraflar → vergi → enflasyon → yatırım süresi sırasıyla dikkate alınmalıdır. “Kaç TL kazandım?” kadar “Bu kazançla satın alma gücüm ne kadar arttı?” sorusu da önemlidir.

Faiz hesabı nasıl yapılır?

Faiz hesabı, kullanılan yönteme göre değişir. Kredi, kredi kartı veya birikim için aynı formül kullanılmaz.

1. Basit faiz

Faiz yalnızca başlangıçtaki ana para üzerinden hesaplanıyorsa:

Faiz = Ana para × Faiz oranı × Süre

Örneğin:

  • Ana para: 100.000 TL
  • Yıllık faiz: %20
  • Süre: 1 yıl

100.000 × 0,20 × 1 = 20.000 TL faiz

Toplam:

120.000 TL

2. Bileşik faiz

Faiz kazancı ana paraya eklenir ve sonraki dönemde onun üzerinden de faiz hesaplanır.

Toplam = Ana para × (1 + faiz oranı)ⁿ

Örneğin 100.000 TL, yıllık %20 ile 2 yıl bileşik faizle değerlendirilirse:

100.000 × 1,20² = 144.000 TL

Toplam kazanç 44.000 TL olur.

3. Kredi faizinde durum farklıdır

Kredilerde genellikle her ay kalan anapara üzerinden faiz hesaplanır ve taksitlerin içinde hem faiz hem anapara bulunur.

Bu yüzden:

Aylık faiz × ay sayısı

şeklinde basitçe hesap yapmak, gerçek kredi maliyetini doğru vermeyebilir.

Ayrıca tahsis ücreti, sigorta, vergiler ve diğer masraflar toplam maliyeti artırabilir.

4. Kredi kartında

Kredi kartında özellikle dönem borcunun tamamını ödememek, kalan borcun faiz ve ilgili maliyetlerle taşınmasına neden olabilir.

Bu nedenle yalnızca “aylık faiz oranı kaç?” değil, toplam geri ödeme ve yıllık maliyet de kontrol edilmelidir.

📌 En önemli ayrım

Faiz oranı: Paranın kullanım maliyetinin oranıdır.
Faiz tutarı: Bu oranın TL olarak karşılığıdır.
Toplam maliyet: Faiz + vergiler + ücretler + diğer ilgili masraflardır.

Kısacası: Basit faiz için ana para × oran × süre kullanılabilir; ancak kredi ve kredi kartında gerçek maliyeti bulmak için ödeme planını ve tüm ek masrafları birlikte değerlendirmek gerekir.

Kredi çekmeden önce ne hesaplanmalı?

Kredi çekmeden önce sadece “aylık taksit kaç TL?” diye bakmak yeterli değildir. Asıl hesap, kredinin size toplamda ne kadara mal olacağı ve bu ödemenin bütçenizi ne kadar zorlayacağıdır.

🧮 1. Toplam geri ödemeyi hesaplayın

Şunları netleştirin:

  • Çekilecek kredi tutarı
  • Vade
  • Aylık taksit
  • Toplam geri ödeme
  • Faiz oranı
  • Tahsis ücreti
  • Sigorta ve diğer masraflar
  • Varsa erken ödeme maliyetleri

Örneğin 200.000 TL kredi çekip toplam 270.000 TL geri ödüyorsanız, kredi size nominal olarak 70.000 TL ek maliyet oluşturuyor demektir.

📊 2. Aylık taksitin bütçeye oranını hesaplayın

Sadece “Bu taksiti ödeyebilir miyim?” değil:

“Bu taksit ödendikten sonra normal yaşam giderlerim ve tasarrufum için yeterli para kalıyor mu?”

diye bakın.

Geliriniz düzensizse veya gelecekte azalabilecekse daha temkinli olun.

🛡️ 3. Acil durum payınızı koruyun

Krediyi ödeyebilmek için elinizdeki tüm birikimi sıfırlamak risklidir.

Beklenmedik bir:

  • Sağlık gideri
  • Araç/ev masrafı
  • İş kaybı
  • Gelir düşüşü

olduğunda yeniden borçlanmak zorunda kalabilirsiniz.

💳 4. Mevcut borçlarınızı hesaba katın

Yeni kredi taksidini mevcut:

  • Kredi kartı borçları
  • İhtiyaç kredileri
  • Taşıt/konut kredileri
  • Diğer düzenli borçlar

ile birlikte değerlendirin.

Yeni kredi + mevcut borçlar, bütçenizin taşıyabileceğinden fazla olabilir.

⏳ 5. Vade uzadıkça toplam maliyeti kontrol edin

Uzun vade aylık taksiti düşürür ama çoğu zaman toplam finansman maliyetini artırır.

Bu nedenle mümkün olan en kısa vade otomatik olarak en iyi seçenek değildir; aylık ödeme ile toplam maliyet arasında denge kurmak gerekir.

🎯 6. Kredinin nedenini sorgulayın

Borç almakla elde edilen şeyin size ne kazandıracağını düşünün.

Gelir üreten veya gerekli bir varlık için kullanılan kredi ile tüketim ve ertelenebilir harcama için kullanılan kredi aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Özellikle tüketici borcunda:

“Bunu şimdi almak zorunda mıyım?”

sorusunu sorun.

🔄 7. Alternatifleri karşılaştırın

Kredi çekmeden önce:

  • Daha ucuz kredi
  • Daha kısa/uzun vade
  • Peşin ödeme indirimi
  • Birikim kullanmanın maliyeti
  • Harcamayı erteleme

gibi seçenekleri karşılaştırın.

Kısacası: Kredi çekmeden önce toplam geri ödeme + tüm masraflar + aylık taksit + mevcut borçlar + acil durum fonu + kredinin amacı birlikte hesaplanmalı. En düşük aylık taksit, en ucuz kredi anlamına gelmez.

Taksit gerçekten avantajlı mı?

Her zaman değil. Taksit, ödemeyi kolaylaştırır; ama mutlaka daha ucuza getirmez. Önemli olan toplam geri ödemedir.

🧮 Basit örnek

Bir ürünün peşin fiyatı 12.000 TL olsun.

  • Peşin: 12.000 TL
  • 6 taksit: 2.300 × 6 = 13.800 TL

Taksitli seçenekte aylık ödeme daha düşük görünür ama toplamda 1.800 TL daha fazla ödersiniz.

Taksit ne zaman mantıklı olabilir?

  • Toplam fiyat farkı düşükse,
  • Aylık nakit akışınızı rahatlatıyorsa,
  • Acil durum fonunuzu tamamen tüketmenizi önlüyorsa,
  • Ürüne gerçekten ihtiyacınız varsa,
  • Taksit maliyeti alternatif finansmanlardan düşükse.

⚠️ Taksitin tehlikeli tarafı

Aylık ödeme küçük göründüğü için bütçenin kaldırabileceğinden fazla alışveriş yapılabilir.

Örneğin:

1.000 TL + 1.000 TL + 1.000 TL + 1.000 TL

şeklinde birçok taksit biriktiğinde, birkaç ay sonra maaşın önemli bir bölümü geçmiş alışverişlere ayrılabilir.

Özellikle kredi kartında

Aylık kaç TL?” yerine:

“Toplam kaç TL ödeyeceğim?”

diye bakın.

Ayrıca kredi kartı borcunu taksitlendirme veya borç taşıma gibi işlemlerde faiz, vergi ve diğer maliyetlerin tamamını dikkate alın.

En pratik test

Bir alışverişte şu üç rakamı yan yana yazın:

Peşin fiyatı
Taksitli toplam fiyatı
Taksit nedeniyle oluşan ekstra maliyet

Sonra bunu bütçenizle karşılaştırın.

Kısacası: Taksit bir ödeme aracıdır, indirim değildir. Toplam maliyet düşük ve bütçeniz uygunsa avantaj sağlayabilir; sadece “aylık ödemesi düşük” diye tercih etmek ise bütçeyi kolayca bozabilir.

Kredi kartı borcu nasıl hızlı azaltılır?

Kredi kartı borcunu hızlı azaltmanın temel yolu yeni borç oluşmasını durdurup, mevcut borcun maliyetini kontrol altına almak ve mümkün olan en yüksek tutarı düzenli olarak anaparaya yönlendirmektir.

1. Kartı kullanmayı geçici olarak durdurun

Borcu öderken aynı kartla yeni harcamalar yapmak, bir yandan borcu azaltıp diğer yandan artırmanıza neden olabilir.

Özellikle nakit avansla başka borcu kapatmak gibi çözümler maliyeti daha da yükseltebilir.

2. Tüm borcu net olarak çıkarın

Şunları yazın:

  • Toplam kart borcu
  • Dönem borcu
  • Asgari ödeme
  • Faiz ve diğer maliyetler
  • Son ödeme tarihi
  • Taksitli işlemler
  • Varsa diğer kart borçları

Böylece gerçek tabloyu görürsünüz.

3. Asgariden fazlasını ödemeye çalışın

Sadece asgari ödeme yapmak borcun uzun süre taşınmasına ve daha fazla maliyet oluşmasına neden olabilir.

Mümkünse:

Gelir − zorunlu giderler = borca ayrılabilecek tutar

hesabını yapıp bu tutarı düzenli şekilde borca yönlendirin.

4. Ekstra gelirleri doğrudan borca aktarın

Prim, ek iş geliri, satılan kullanılmayan eşyalar veya beklenmedik gelirlerin en azından bir bölümünü borca yönlendirmek süreci hızlandırabilir.

5. Diğer harcamaları geçici olarak sıkılaştırın

Borç kapanana kadar özellikle:

  • Abonelikler
  • Dışarıda yemek
  • Gereksiz alışveriş
  • Ertelenebilir elektronik/ev harcamaları
  • Plansız küçük harcamalar

gözden geçirilebilir.

Ama temel ihtiyaçları kısmak yerine borcu büyüten harcamaları kesmek daha sürdürülebilirdir.

6. Birden fazla kart varsa önceliklendirin

Tüm kartların minimum ödemelerini yaptıktan sonra ekstra ödeme için genellikle maliyeti en yüksek borcu hedeflemek matematiksel olarak daha avantajlıdır.

Bir kart tamamen kapandığında, ona ayırdığınız aylık tutarı diğer karta aktarabilirsiniz.

7. Ödeyemeyeceğiniz noktadaysanız erken hareket edin

Minimum ödemeyi bile karşılamak zorlaşıyorsa, gecikmeye bırakmadan bankanızla yapılandırma veya uygun ödeme seçeneklerini görüşün. Yeni kredi çekip eski kredi kartı borcunu kapatmanın gerçekten daha ucuz olup olmadığını ise toplam maliyet üzerinden karşılaştırın.

Basit kural: Kartı büyütme → minimum ödemeleri aksatma → mümkün olan en yüksek düzenli tutarı borca yönlendir → en pahalı borcu önce kapat.

Borç tamamen bitene kadar küçük bir acil durum nakit tamponu bırakmak da önemlidir; aksi halde beklenmedik bir masraf sizi tekrar kredi kartına yönlendirebilir.

Borç kapatmaya nereden başlamalıyız?

Borç kapatırken en önemli şey hangi borcun en pahalı olduğunu ve aylık bütçeyi ne kadar zorladığını görmektir.

1. Önce tüm borçları tek tabloya yazın

Her borç için:

  • Toplam kalan borç
  • Faiz oranı / maliyeti
  • Aylık minimum ödeme
  • Son ödeme tarihi
  • Gecikme durumunda oluşacak maliyet

bilgilerini çıkarın.

2. Minimum ödemeleri aksatmayın

Öncelikle tüm borçların asgari zorunlu ödemelerini karşılayın. Böylece gecikme, ek faiz ve diğer sorunların büyümesini önlersiniz.

Sonra elinizde kalan ekstra parayı tek bir borca yönlendirin.

3. Genellikle en pahalı borçtan başlayın

Matematiksel olarak en avantajlı yöntem genellikle yüksek faizli borcu önce kapatmaktır.

Örneğin:

  • Kredi kartı: yüksek maliyet
  • Tüketici kredisi: daha düşük maliyet
  • Faizsiz borç: %0

Ekstra paranızı en yüksek maliyetli borca yönlendirmek, toplamda daha az faiz ödemenizi sağlayabilir.

4. Alternatif: En küçük borçtan başlamak

Borç sayısı çoksa küçük borçları önce kapatmak psikolojik olarak daha kolay olabilir.

Örneğin:

5.000 TL → 15.000 TL → 80.000 TL → 150.000 TL

şeklinde ilerleyebilirsiniz.

Bu yöntemde ilk borçları hızlıca kapatmak motivasyon sağlar. Ancak toplam faiz açısından, özellikle faiz oranları çok farklıysa, yüksek faizli borç yöntemi daha ekonomik olabilir.

5. Yeni borç oluşturmayı durdurun

Borç kapatırken aynı anda yeni kredi kartı borcu oluşturuluyorsa ilerleme zorlaşır.

Özellikle borcun neden oluştuğunu bulun:

Gelir yetersizliği mi?
Kontrolsüz harcama mı?
Beklenmeyen gider mi?
Yüksek faiz mi?

Nedeni çözülmeden yalnızca borcu kapatmak geçici çözüm olabilir.

🧮 Basit örnek

Diyelim:

  • A borcu: 20.000 TL — yüksek faiz
  • B borcu: 50.000 TL — orta faiz
  • C borcu: 100.000 TL — düşük faiz

Tüm minimum ödemeleri yaptıktan sonra ekstra 10.000 TL ayırabiliyorsanız, yüksek faizli A borcuna yönelmek genellikle toplam maliyeti azaltır.

A kapandığında, A’ya ayırdığınız parayı B’ye aktarabilirsiniz. Böylece ödeme gücünüz giderek büyür.

Kısacası: Önce tüm borçları görünür hale getirin, minimum ödemeleri aksatmayın ve ekstra parayı çoğu durumda en yüksek maliyetli borca yönlendirin. Borçların faiz oranları ve koşulları farklıysa, karar vermeden önce gerçek yıllık maliyetlerini karşılaştırmak önemlidir.

Acil durum fonu kaç aylık olmalı?

Genel bir başlangıç hedefi olarak 3–6 aylık temel yaşam gideri kadar acil durum fonu uygundur.

Burada “maaşın 3–6 katı” değil, zorunlu aylık giderlerin 3–6 katı önemlidir.

🛡️ Ne zaman kaç ay?

  • 3 ay: Geliri düzenli, işi nispeten güvenli ve bakmakla yükümlü olduğu kişi az olanlar için başlangıç hedefi.
  • 6 ay: Daha temkinli ve çoğu kişi için güçlü bir hedef.
  • 6–12 ay: Geliri düzensiz olanlar, kendi işini yapanlar veya iş bulmanın daha uzun sürebileceği durumlar için düşünülebilir.

🧮 Örnek

Aylık zorunlu giderleriniz:

  • Kira: 20.000 TL
  • Faturalar: 5.000 TL
  • Gıda: 10.000 TL
  • Ulaşım: 5.000 TL
  • Diğer zorunlu giderler: 5.000 TL

Toplam: 45.000 TL

Bu durumda:

3 aylık fon: 135.000 TL
6 aylık fon: 270.000 TL

olur.

💡 Önemli nokta

Acil durum fonunun amacı yüksek getiri elde etmek değil, gerektiğinde hızlı ve güvenli şekilde kullanabilmektir. Bu nedenle yatırım hesabındaki dalgalanan varlıklarla acil durum parasını birbirinden ayırmak mantıklıdır.

Kısacası: Çoğu kişi için 3 ay minimum başlangıç, 6 ay güçlü hedef olarak düşünülebilir. Geliriniz ne kadar belirsizse, güvenlik payını o kadar artırmak gerekir.

Maaşımızdan ne kadarını biriktirmeliyiz?

Tek bir doğru oran yok; ama başlangıç için net maaşın %10–20’sini düzenli biriktirmek iyi bir hedef olabilir.

💰 Pratik bir dağılım

Örneğin aylık net geliriniz 50.000 TL ise:

  • 5.000 TL (%10): başlangıç seviyesi
  • 7.500 TL (%15): iyi bir hedef
  • 10.000 TL (%20): güçlü tasarruf
  • 15.000 TL (%30): mümkünse oldukça iyi

Ancak yüksek kira, borç veya aile giderleri varsa önce %5 bile olsa düzenli birikim oluşturmak daha gerçekçidir.

🛡️ Önce acil durum fonu

İlk hedefiniz büyük yatırımlar yapmak değil, beklenmedik durumlara karşı bir güvenlik payı oluşturmak olabilir.

Genellikle 3–6 aylık temel yaşam gideri kadar bir acil durum birikimi hedeflenebilir.

Örneğin temel aylık giderleriniz 30.000 TL ise:

30.000 × 3 = 90.000 TL
30.000 × 6 = 180.000 TL

arasında bir güvenlik fonu hedeflenebilir.

Geliriniz düzensizse veya iş değişikliği gibi daha yüksek belirsizlik varsa daha büyük bir tampon tercih edilebilir.

📈 Gelir arttığında önemli bir kural

Maaşınız arttığında bütün artışı harcamak yerine bir kısmını otomatik olarak birikime yönlendirin.

Örneğin maaşınız 50.000 → 60.000 TL olduysa, 10.000 TL’lik artışın tamamını yaşam standardına eklemek yerine 5.000 TL’sini birikime ayırabilirsiniz.

⚠️ Borç varsa durum değişir

Yüksek faizli borçlarınız varsa, agresif yatırım yapmadan önce bu borçların maliyetini değerlendirmek genellikle daha önemlidir.

Kısacası: Başlangıç için %10, iyi bir hedef olarak %15–20 düşünülebilir. Ama asıl önemli olan oran değil, her ay düzenli olarak gelirinizin bir bölümünü önce kendinize ayırmanızdır.

Bir işletmenin batmak üzere olduğu nasıl anlaşılır?

Bir işletmenin batma riski genellikle tek bir göstergeden değil, birkaç finansal sinyalin aynı anda kötüleşmesinden anlaşılır. En önemli ayrım da şudur: Kârsızlık ile nakit sıkıntısı aynı şey değildir.

🚨 En önemli uyarı işaretleri

1. Sürekli nakit açığı oluşması
Satış ve hatta kâr olmasına rağmen maaş, kira veya tedarikçi ödemeleri için sürekli yeni para aranıyorsa ciddi bir sinyaldir.

2. Borçla borç kapatmak
Eski borcu ödemek için sürekli yeni kredi, kredi kartı veya tedarikçi vadesi kullanılıyorsa borç döngüsü oluşuyor olabilir.

3. Tedarikçilerin peşin para istemeye başlaması
Daha önce vadeli çalışan tedarikçiler artık peşin ödeme talep ediyorsa işletmenin ödeme güvenilirliği konusunda sorun oluşmuş olabilir.

4. Vergi, SGK veya maaşların gecikmesi
Bunların düzenli olarak ertelenmesi, nakit probleminin ciddi boyuta geldiğini gösterebilir.

5. Satış artıyor ama para artmıyor
Ciro yükselirken:

  • Kâr marjı düşüyor,
  • Alacaklar büyüyor,
  • Stok şişiyor,
  • Bankadaki para azalıyor

ise işletme büyüdükçe daha fazla nakit tüketiyor olabilir.

6. Müşteriler azalıyor ve tekrar satın alma düşüyor
Özellikle yeni müşteri kazanmak giderek pahalılaşıyor ve mevcut müşteriler de ayrılıyorsa gelecekteki gelir tehlikeye girebilir.

7. Giderler gelirden hızlı artıyor
Satışlar %10 artarken giderler %30 artıyorsa işletmenin ekonomik yapısı bozuluyor olabilir.

📊 Özellikle şu rakamlara bakın

Her ay şu tabloyu çıkarın:

Gösterge Ne anlatır?
Ciro Satış hacmi
Brüt kâr marjı Üründen/hizmetten kalan katkı
Net kâr Tüm giderlerden sonra kalan
Nakit Şu an kullanılabilir para
Alacaklar Tahsil edilmesi gereken para
Stok İşletmede bağlı para
Kısa vadeli borçlar Yakında ödenecek yük
Aylık nakit yakımı Her ay ne kadar para eksiliyor?

🔥 En kritik soru: Kaç ay dayanabilir?

Eğer işletme her ay 100.000 TL net nakit kaybediyor ve kullanılabilir nakdi 500.000 TL ise, başka koşullar değişmezse yaklaşık:

500.000 ÷ 100.000 = 5 ay

nakit dayanma süresi vardır.

Bu süreye nakit pisti (runway) denir.

⚠️ Şu kombinasyon özellikle tehlikelidir

Satış düşüyor + kâr marjı düşüyor + alacaklar artıyor + borçlar artıyor + nakit azalıyor.

Bunların birkaçının aynı anda görülmesi, işletmenin ciddi finansal baskı altında olduğunu gösterir.

Kısacası: Bir işletmenin batmak üzere olup olmadığını anlamak için önce “Kâr ediyor muyuz?” değil, “Borçlarımızı ve günlük ödemelerimizi sürdürülebilir şekilde karşılayabiliyor muyuz?” sorusuna bakın. Nakit akışı, kısa vadeli borçlar ve tahsilat durumu en erken uyarı sinyallerindendir.

Bir ürünün kâr marjı nasıl hesaplanır?

Bir ürünün kâr marjı, satış fiyatının ne kadarının kâr olarak kaldığını gösterir.

🧮 Temel formül

Kâr marjı (%) = Kâr ÷ Satış fiyatı × 100

Örneğin:

  • Satış fiyatı: 1.000 TL
  • Ürünün toplam maliyeti: 700 TL
  • Kâr: 300 TL

300 ÷ 1.000 × 100 = %30

Yani ürünün kâr marjı %30‘dur.

⚠️ Maliyeti doğru hesaplamak önemli

Sadece ürünün alış fiyatını maliyet kabul etmek yanıltıcı olabilir.

Gerçek maliyete şunlar da dahil olabilir:

  • Alış maliyeti
  • Kargo
  • Paketleme
  • Ödeme komisyonu
  • Pazaryeri komisyonu
  • Reklam gideri
  • Ürüne bağlı işçilik
  • İade/hasar maliyetleri
  • Diğer doğrudan satış giderleri

Örneğin ürün 600 TL’ye alınmış olsun:

Satış: 1.000 TL
Ürün: −600 TL
Komisyon: −50 TL
Kargo: −30 TL
Paketleme: −20 TL

Gerçek katkı:

1.000 − 600 − 50 − 30 − 20 = 300 TL

Bu durumda marj:

300 ÷ 1.000 × 100 = %30

📌 Kâr ile kâr marjını karıştırmayın

Kâr: 300 TL
Kâr marjı: %30

İkisi farklı şeylerdir.

Ayrıca “maliyetin üzerine %30 koymak”, %30 kâr marjı ile aynı değildir.

Örneğin 700 TL maliyete %30 eklenirse satış fiyatı:

700 × 1,30 = 910 TL

olur.

Kâr 210 TL’dir ve marj:

210 ÷ 910 ≈ %23,1

çıkar.

Kısacası: Önce ürünün gerçek toplam maliyetini bulun, sonra satış fiyatından bu maliyeti çıkarın. Elde edilen kârı satış fiyatına bölüp 100 ile çarptığınızda kâr marjını bulursunuz.