Kelime Kökeni: Arapça
– Çaresiz, çaresi olmayan, ilacı olmayan, dermansız, onulmaz
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl anlatsam yüreğimdeki hastalığın lâ-ilâc olduğunu! “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çaresiz, çaresi olmayan, ilacı olmayan, dermansız, onulmaz
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl anlatsam yüreğimdeki hastalığın lâ-ilâc olduğunu! “
Kelime Kökeni: Fransızca- Laique
– Din ile devlet işlerinin ayrı olması gerektiği düşüncesi
– Din ile hükümet işlerinin ayrı tutulmasına bağlı devlet yöntemi
– Dine dayanmayan, dini olmayan fikir
– Beşeri nizamla halkı yöneten sistem
Cümle içinde kullanımı: “Türkiye Cumhuriyeti la’ik yapısını Atatürk’e borçludur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Parlayan, parıldayan (yıldız)
– Aşikar, açık, apaçık, besbelli
– Hatıra gelen, akla gelen
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzüne bak sevgilim, seni her özlediğimde lâ’ih yıldızlara bakacağıma söz veriyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yadgerekircilik, belirlenmezcilik, indeterminizm
– Gerekircilik karşıtı, determinizm karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Neden ve sonuç daima birbirlerini izlemez, determinizm ret ettiğimizi varsayarak insan iradesinin neden ve sonuca bağlı olmadığını Lâ-âcâbiyye ile tanımlayabiliriz. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşka düşen kimse, aşka tutulan
– Aşk ateşinde yanan, kalbini aşk ateşi basan kimse
– Laik, devlet işlerini dinden ayrı tutan
– Layik erkek, yakışıklı erkek
Cümle içinde kullanımı: “ Bir buseyle yüreğim la’ic koruyla yandı, yandı da küle dönüştü. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hint kumaşı Lahurisine benzer olarak üretilen ince yünden kumaş
– Lahor’a ait olan
Cümle içinde kullanımı: “Güz mevsiminde lâhûrakî’den yapılma kıyafetler giymeyi daha çok severim. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Bir nesnenin varlığın parçası, cüzü, fasikül
– Kısım, sınıf, bölüm
Cümle içinde kullanımı: “Yapbozun tüm lahtları bir araya getirildiğinde nasıl bir şaheser ortaya çıkıyorsa, güvende böyle bir şey. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Et, insan ve hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağ tabakası
* Her şeyin içeri ve üzeri
– Lehimleme işi
Cümle içinde kullanımı:” Kırılmış küpelerimi kuyumcuya götürerek lahm ettirmek istiyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Benzer, eş, misil, nazir, müşabih, mümasil
Cümle içinde kullanımı: “Lâhız olan binaların yapımında kullanılan malzemelerin çoğu aynıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sıcaktan veya susuzluktan dilini dışarıya sarkıtarak hızla soluyan (köpek)
Cümle içinde kullanımı: ” Ağustos aylarında sokaklarda birçok lâhis olur onlar için kapının önüne bir kap su koy evladım. “