Etiket arşivi: Osmanlıca kelimeler

Aciş Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça 

– Soğuktan üşüme, üşümek işi, üşüme

Cümle içinde kullanımı: “Âciş kuşun titrek kanatları avucumun içinde pır pır etmeye başladı.”

Aciliyyet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– İvedi olma, çabuk olma

Cümle içinde kullanımı: “Aciliyyet gerektiren siparişleri ilk olarak hazırlayıp müşterilere gönderin.”

Aceze Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-âciz çoğul biçimi

– Acizler, düşkünler, zavallı kimseler

– Gücü bir şeye yetmeyen hayatını idame ettiremeyen güçsüz kimseler

Cümle içinde kullanımı: ” Biz ne kadar kabul etmek istesek de ülkemiz de aceze olduğu sürece asla iyi yetişmiş bir kültüee sahip olamayacağız. “

Acemî Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Arap soyundan olmayan İranlı, İranlı, Aceme mensup kimse

– Yabancı

– Toy, tecrübesiz, deneyimsiz

–  Beceriksiz kimse

– Acem dili, Farsça

Cümle içinde kullanımı: “Askeriye de ayak işlerini acemî erler yapar, ancak usta birliğine geçtiklerinde bu temaşalardan kurtulurlar. “

Aceleten Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Acele ile, ivedilikle, çarçabuk, acilen, sabırsızlıkla, çabucak, çabucacık

Cümle içinde kullanımı: ” Ekseriya aceleten yapılan işlerden hayır gelmez. ben buna inanırım.”

Acelacaib Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Pek garip, çok tuhaf, gülünç, alay edilecek durumda olan

Cümle içinde kullanımı: “Başta bizde itimat etmediysek de acelâcâ’ib bir durumun ortasında kendimizi mahsur bulduk.”

Acel Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– İvecen, acele eden, en çabuk, aceleci

Cümle içinde kullanımı: ” A’cel tavırlarıyla sabahtan apar topar evden çıkıp gitti ve hala dönmedi.”

Aceba Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-aceb

– Şüphe ve şaşma ifade eden söz

– Kararsızlık ve kuşku ifade eder

Cümle içinde kullanımı: ” Acebâ yanlışı biz mi yapıyoruz, körü körüne güvenerek hata yaptığımız muhakkak.”

Acal Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-ecel

– Eceller, ölümler, vadeler, ahirete göç edenler

Cümle içinde kullanımı: “Rabbim tüm âcâl ve soyumuzun mekanını cennete yazsın.”

Acaib Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-acîbe

– Tuhaf, garip, şaşılacak, hayret verici şeyler, acayip

Cümle içinde kullanımı: “Fevkalade acâ’ib bir insan olup çıktım insanların hakkımdaki yargılarına takılıp duruyorum.”