Kelime Kökeni: Arapça
– Lebibler, akıllılar, zekiler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu dünya libâb ve zenginlerin dünyadır, saf ve yoksul olanlar her zaman üzülmüştür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lebibler, akıllılar, zekiler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu dünya libâb ve zenginlerin dünyadır, saf ve yoksul olanlar her zaman üzülmüştür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yılda askere verilen maaşın dördüncü üç aylığı
– Yeniçerilere üç ayda bir verilen ulûfeden şevval, yeniçerilere verilen üç aylık maaşın dördüncü bölümü
Cümle içine kullanımı: “Yeniçerilere her yıl bir kere verilen lezez diğer adıyla yay parası kanun nezdinde yer almıştır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Uzun bacaklı uzun gagalı çok bilinen kuş, büyük göçmen kuş
– Legleg, leklek
Cümle içinde kullanımı: ” Eskiden köydeki evlerimizin bacalarına leylekler yuva yapardı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Mahfaza, kab, zarf, kılıf, küçük kutu
– Çamur, balçık
– Ham yağların sabunlaştırılmasıyla oluşan tuz
– Rumen para birimi
Cümle içinde kullanımı: ” Ziynet eşyalarımı genellikle gül ağacından yapılma avuç içi büyüklüğündeki ley de saklarım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Olsa olsa, olsa bile, daha ziyade
– Yısa etme, çekme, toplama, germe
– Yanma, kavurma, özünden ateş çıkma
Cümle içinde kullanımı: “Sanmam bu durumun gerçeği bu kadar vahim olsun, lev yalan söylüyordur. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Eski, yırtık, pırtık, parça parça, paramparça
Cümle için kullanımı: “Letre olmuş kumaştan elbise dikmemi bekliyorlar, aklını kaçırmış bunlar.”
Kelime Kökeni: Farsça- Arapça lett
– Dayak, kötek, şamar
– Hızla vurma, şiddetle çarpma
– Karıştırma, karışık duruma getirme,
– Bağlama, ulama, ekleme, sonek küçültme eki
– Yaklaşma, yanaşma
– Dövme, vurma, çarpma
– Teniste oyun başlarken topun hafifçe ağa dokunarak geçmesi
Cümle içinde kullanımı: “Elinin ağırlığını letinden, vurduğu yeri kızartmasından anladım zaten. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça-less
– Yılan akrep ve benzeri zehirli zehirli hayvan sokması, zehirlenme
– Sürekli, daim olan, ebedi, kalıcı
Cümle içinde kullanımı: ” Les soktu mu feleğin şaşırır mazallah ölürsün bile.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreme, titreyiş, kırpışma, sarsıntı
Cümle içinde kullanımı: “Yaşadığı şok yüzünde lerziş nöbetine tutulup yere yığıldı kaldı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreme, titreyiş, kırpışma
Cümle içinde kullanımı: “Sahra çölündeki bir lerze hayal gibi görürüm seni, bir varsındır bir yoksundur. “